تبليغاتX
DUA

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

 

Muharrem, Ehli-Beyt (a.s) Şiileri ve taraftarlarının keder ve üzüntü ayıdır. İmam Rıza'dan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:

 

 "Muharrem ayı girince hiç kimse babamın güldüğünü göremez, keder ve üzüntü yüzünden eksik olmazdı; Aşura gününe kadar hep böyle olurdu. Aşura günü ise babamın musibet, hüzün ve ağlama günüydü; o gün babam, 'Bugün Hüseyin'in (a.s) şahadet günüdür' diyordu."

 

Birinci Gece:

 

Seyyid İbn Tavus "İkbal" adlı kitabında bu gece için birkaç na-maz kaydetmiştir:

 

1- Yüz rekat namaz; her rekatta Fatiha ve İhlas sureleri okunur.

 

2- İki rekat namaz; birinci rekatta Fatiha ve En'am suresi, ikinci rekatta Fatiha ve Yâsîn suresi okunur.

 

3- İki rekat; her rekatta bir Fatiha ve on bir defa İhlas suresi okunur.

 

Resulullah'tan (s.a.a) nakledilen bir rivayette şöyle geçmektedir:

"Kim bu gecede bu iki rekat namazı kılar da yılın ilk günü olan gündüzünde oruç tutarsa, bütün yıl boyu hayır işler yapan bir kimse gibi olur ve o yıl boyunca korunur; ölecek olsa da cennete girer."

 

Yine Seyyid İbn Tavus bu ayın hilalini görmek için uzun bir dua nakletmiştir.

 

Mümkün olursa bu geceyi ihya etmek, dua okumak, namaz kılmak ve Kur'an okuyarak geçirmek gerekir.

 

Birinci Gün:

 

Muharrem ayının ilk günü yıl başıdır ve bugünde iki amel yapılır:

 

1- Oruç tutmak.

 

Reyyan b. Şebib İmam Rıza'dan (a.s) şöyle rivayet etmiştir:

 

 "Kim bugünde oruç tutar ve Allah'a dua ederse, Allah Teala Zekeriyya'nın duasını kabul ettiği gibi onun duasını kabul eder."

 

2- İmam Rıza'dan (a.s) şöyle nakledilmiştir:

 

 Resulullah (s.a.a) Muharrem ayının ilk günü iki rekat namaz kılar, namazdan sonra ellerini kaldırarak üç defa şu duayı okurdu:

 

اَللّـهُمَّ اَنْتَ الاِْلـهُ الْقَديمُ، وَ هذِهِ سَنَةٌ جَديدَةٌ، فَاَسْئَلُكَ فيهَا الْعِصْمَةَ




مِنَ الشَّيْطـانِ، وَ الْقُوَّةَ عَلى هذِهِ النَّفْسِ الاَْمّارَةِ بِالسُّوءِ، وَ الاِْشْتِغالَ بِما 





يُقَرِّبُنى اِلَيْكَ، يا كَريمُ يا ذَاالْجَلالِ وَالاِْكْرامِ، يا عِمادَ مَنْ لا عِمادَ لَهُ، يا




ذَخيرَةَ مَنْ لا ذَخيرَةَ لَهُ، يا حِرْزَ مَنْ لا حِرْزَ لَهُ، يا غِياثَ مَنْ لا غِياثَ





لَهُ، يا سَنَدَ مَنْ لا سَنَدَ لَهُ، يا كَنْزَ مَنْ لا كَنْزَ لَهُ، يا حَسَنَ الْبَلاءِ،يا عَظيمَ





الرَّجآءِ، يا عِزَّ الضُّعَفآءِ، يا مُنْقِذَ الْغَرْقى، يا مُنْجِىَ الْهَلْكى، يا مُنْعِمُ يا




مُجْمِلُ، يا مُفْضِلُ يا مُحْسِنُ، اَنْتَ الَّذى سَجَدَ لَكَ سَوادُ اللَّيْلِ وَنُورُ




النَّهارِ، وَضَوْءُ الْقَمَرِ وَشُعاعُ الشَّمْسِ، وَدَوِىُّ الْمآءِ وَحَفيفُ الشَّجَرِ، يا





اَللهُ لا شَريكَ لَكَ، اَللّـهُمَّ اجْعَلْنا خَيْراً مِمّا يَظُنُّونَ، وَاغْفِرْلَنا ما لا





يَعْلَمُونَ، وَلا تُؤاخِذْنا بِما يَقُولُونَ، حَسْبِىَ اللهُ لا اِلـهَ اِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ





تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظيمِ، امَنّا بِهِ، كُلٌّ مِنْ عِنْدِ رَبِّنا، وَما يَذَّكَّرُ اِلاَّ





اُولُوا الاَْلْبابِ، رَبَّنا لاتُزِغْ قُلُوبَنا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنا، وَهَبْ لَنا مِنْ لَدُنْكَ





رَحْمَةً، اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهّابُ.

 

 

ANLAMI:

 

"Allah'ım! Sen kadim olan ilâhsın; bu ise yeni bir yıldır. O halde bu yeni yılda Senden şeytandan korunmayı, sürekli kötülüğü emreden bu nefsime karşı güçlü olmayı ve beni Sana yakınlaştıracak şeyle meşgul olmayı diliyorum; ey Kerim, ey yücelik ve ikram sahibi, ey desteği olmayanların desteği, ey zahiresi olmayanın zahiresi, ey koruması olmayanların koruması, ey sığınağı olmayanların sığınağı, ey dayanağı olmayanların dayanağı, ey birikimi olmayanların birikimi, ey güzel imtihan -eden-, ey büyük ümit, ey zayıfların izzeti, ey boğulanları kurtaran, ey helak olanları necat veren, ey nimet veren, ey güzel yapan, ey bağışta bulunan, ey ihsanda bulunan! Sen öyle bir ilâhsın ki gecenin karanlığı, gündüzün aydınlığı, ayın nuru, güneşin ışıltısı, suyun gürültüsü, ağacın -yapraklarının- hışıltısı Sana secde eder.

 

Allah'ım! Bizi -insanların- sandıklarından daha hayırlı ve üstün kıl ve insanların bilmedikleri -kötülüklerimizi- bağışla ve onların söyledikleri şeyden dolayı bizi cezalandırma. Allah bana yeter. Allah'tan başka ilâh yoktur; O'na tevekkül etti; O yüce arşın Rabbi'dir; O'na iman ettik, her şey Rabbimizin indindendir; akıl sahiplerinden başkası anmazlar. Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme, bize katından bir rahmet ver, kuşkusuz Sen çok bağışta bulunansın."

 

 

Şeyh Tusî şöyle diyor: Muharrem ayının ilk on gününde oruç tutmak müstehaptır. Fakat Aşura günü öğleden sonraya kadar yemek ve içmekten sakınılmalıdır; ikindiden sonra ise çok az bir miktarda türbet yenir.

 

Seyyid İbn Tavus, bu ay boyunca her gün oruç tutmanın faziletli olduğunu ve bu ayda oruç tutmanın, oruçlu kimseyi bütün günahlardan koruyacağını rivayet etmiştir.

 

Üçüncü Gün:

 

Bugünde Hz. Yusuf (a.s) zindandan kurtulmuştur; kim bugünde oruç tutarsa, Allah Teala zor işleri onun için kolaylaştırır, ondan üzüntüyü giderir ve Resulullah'tan (s.a.a) nakledilen bir rivayete göre duası kabul olur.

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VA ACCİL FERECEHUM


 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

Zilhicce Ayının On Sekizinci Gününün Amelleri

 

Gadir Hum Bayramı, Allah'ın en büyük bayramı ve Resulullah'ın Ehl-i Beyt'inin (a.s) bayram günü olup, bayramların en büyüğüdür. Allah Teala'nın gönderdiği bütün peygamberler bugünü bayram etmiş, bugünün saygınlığını korumuştur. Bu bayramın adı gökyüzünde "Vaat edilen Ahd Günü" ve yerde ise "Misak Alma Günü ve Meşhur Toplanma Günü'dür.

 

İmam Cafer Sadık'tan (a.s), "Acaba Müslümanların Cuma, Kurban ve Ramazan bayramı dışında bir bayramı var mıdır?" diye sorduklarında "Evet" buyurdu, "Hepsinden daha saygın olan bir bayramı var Müslümanların." Ravi: "Hangi bayramdır?" diye sorunca İmam (a.s) şöyle buyurdu: "O gün Resulullah'ın (s.a.a) Emir'ul-müminin Ali'yi (a.s) kendisine halife tayin ettiği gündür. O günde Resulullah: "Ben kimin mevlasıysam Ali de onun mevlası ve imamıdır" buyurdu. O gün Zilhicce ayının on sekizinci günüdür." Ravi: "Bugünde ne yapılması gerekir?" diye sorunca, İmam (a.s) şöyle buyurdu: "O günde oruç tutup ibadet etmeniz, Muhammed ve Ehl-i Beyt'ini (a.s) anıp onlara salavat göndermeniz gerekir. Resulullah (s.a.a) Emir'ul-müminin Ali'ye (a.s) bugünü bayram etmesini vasiyet etti. Nitekim her peygamber kendi vasisine bugünü bayram olarak kutlamasını vasiyet ediyordu."

 

İbn-i Ebi Nasr-i Bezentî'nin İmam Rıza'dan (a.s) naklettiği rivayette şöyle geçer: "Ey Ebi Nasr'ın oğlu! Nerede olursan, Gadir Hum bayramında Hz. Emir'ul-müminin Ali'nin (a.s) tertemiz türbesinin yanında olmaya çalış. Gerçekten Allah Teala bugünde her mümin erkek ve kadının altmış yıllık günahını bağışlar; bugünde, Ramazan ayı, Kadir gecesi ve Ramazan bayramı gecesinde cehennem ateşinden kurtardıklarının iki katını cehennem ateşinden kurtarır.Bugünde mümin kardeşlerine verdiğin bir dirhem,diğer zamanlarda verdiğin bin dirheme eşittir. Bugünde mümin kardeşlerine ihsanda bulun, mümin erkek ve kadınları sevindir. Allah'a andolsun eğer insanlar bugünün faziletini bilecek olsalar, melekler her gün on defa onlarla musafaha ederler."

 

Kısacası bu mübarek günü yüceltmek gerekir; bugünün amelleri şunlardan ibarettir:

 

1- Oruç tutmak. Bugünde oruç tutmak altmış yıllık günahların keffaretidir. Bir rivayete göre de; bugünde oruç tutmak dünyanın ömrünün orucuna, yüz hac ve yüz umreye bedeldir.

 

2- Gusül yapmak.

 

3- Hz. Ali'yi (a.s) ziyaret etmek. İnsan her nerede olursa kendisini Emir'ul-müminin Ali'nin (a.s) mezarına ulaştırması yakışır. Bugünde Emir'ul-müminin Ali (a.s) için üç özel ziyaret nakledilmiştir. Onlardan biri "Eminullah Ziyareti" diye meşhur olup uzaktan ve yakından okunan ziyaretnamedir; bu ziyaretname, aynı zamanda mutlak camia ziyaretlerinden biridir.

 

4- Seyyid İbn Tavus'un "İkbal" adlı kitabında Resulullah'tan (s.a.a) rivayet ettiği sığınma duasını okumak.

 

5- İki rekat namaz kılmak, namazdan sonra secdeye vararak yüz defa Allah'a şükretmek ve sonra başını secdeden kaldırıp şu duayı okumak:

 

 "Allah'ım! Ben Senden diliyorum; (şu şahadetle ki,) Sana hamdolsun, Sen teksin, ortağın yoktur, Sen birsin, teksin, hiçbir şeye ihtiyacın yoktur, doğmadın ve doğrulmadın ve Senin hiçbir benzerin yoktur. Muhammed Senin kulun ve elçindir -rahmetin O'nun ve Ehl-i Beyt'inin üzerine olsun-, ey her gün bir işte ve şanda olan, nitekim bana lütufta bulunmak da Senin şanındandır, şöyle ki beni kendinin icabet ehlinden, dininin ehlinden, davetinin ehlinden kıldın; kendi lütuf, kerem ve bağışınla yaratılışımın başından beni buna muvaffak ettin, sonra rafet ve rahmetinle lütfüne başka bir lütuf, keremine başka bir kerem ve bağışına başka bir bağış ekledin ve nihayet yaratılışımı yeniledikten sonra bana bu ahdi yeniledin, oysa ben tamamen onu unutmuştum, yanılmıştım ve -nimetlerinden- gaflet etmiştim. Sonra Sen nimetini bana tamamladın; şöyle ki bunu bana hatırlattın, bununla bana lütufta bulundun ve beni ona hidayet ettin; o halde ey ilâhi, ey seyyidim ve mevlam! -Gelecekte de- bunu bana tamamlaman ve bununla (iman nimetiyle) beni öldürünceye dek bunu benden almaman ve böylece benden razı olman da Senin şanındandır; doğrusu Sen nimetini tamamlamak hususunda nimet verenlerden daha lâyıksın.

 

 Allah'ım! Senin lütfünle çağıranı duyduk, itaat ettik ve olumlu cevap verdik. O halde Rabb'imiz, bağışlamandan dolayı Sana hamdolsun; dönüşümüz Sanadır; tek ve ortağı olmayan Allah'a ve elçisi Muhammed'e -Allah'ın rahmeti ona ve Ehl-i Beyt'ine olsun- iman ettik, onu (peygamberliğini) doğruladık, Allah'a çağırmakta O'na icabet ettik, bizim mevlamız ve tüm müminlerin mevlası Emir'ul-müminin Ali b. Ebutalib'i sevmekte Resulullah'ı izledik; O Allah'ın kulu, Resulullah'ın kardeşi, en büyük sıddık, Allah'ın yaratılmışlara hüccetidir; O'nunla peygamberini, hak ve apaçık dinini teyit etti; O Allah'ın dininin nişanesi, ilminin mahzeni, Allah'ın gaybının sandığı, Allah'ın sırrının yeri, Allah'ın kulları üzerindeki emini ve kulları arasındaki tanığıdır.

 

 Allah'ım! Rabb'imiz, biz, Rabb'inize inanın diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen inandık. Rabb'imiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızı iyilerle beraber al. Rabb'imiz bize, elçilerine vadettiğini ver, kıyamet günü bizi rezil, perişan etme. Zira Sen verdiğin sözden caymazsın. Ey Rabb'imiz, biz Senin lütuf ve ihsanınla Sana çağırana (peygamberine) icabet ettik, peygamberini izledik ve O'nu doğruladık ve müminlerin mevlasını da doğruladık, tağut ve putu reddettik.

 

O halde iman ve velayetimizi koru ve bizi imamlarımızla haşreyle; doğrusu biz onlara inanıyor, yakin ediyoruz, onların emrine teslimiz; onların gizlilerine ve açıklarına, tanıklarına ve gayıplarına, dirilerine ve ölülerine inandık ve onların imamlığına, önderliğine ve rehberliğine razı olduk; diğer kullar olmaksızın Allah'la aramızda onların vasıta olması bize yeter; onların yerine başkasını istemiyor, onlardan başkasını vasıta ve sırdaş kılmıyoruz; onlara düşmanlık edip savaş açan ilkler ve sonlar arasındaki insanlar ve cinlerden uzaklaşıp Allah'a yöneliyorum; put, tağut (onların düşmanları), dört putu, onları izleyenleri, onlara uyanları, geçmişten kıyamete kadar insan ve cinlerden onları sevenleri reddediyorum.

 

 Allah'ım! Seni tanık tutuyoruz ki biz, Muhammed ve Ehl-i Beyt'inin -Allah'ın rahmeti onun ve Ehl-i Beyt'inin üzerine olsun- dinine girdik, sözümüz onların söyledikleri, dinimiz onların dinidir; onların söylediklerini söyledik, onların boyun eğdiğine boyun eğdik, onların inkar ettiğini inkar ettik, onların sevdiğini sevdik, düşman olduklarına düşman olduk, onların lanet ettiklerine lanet ettik, onların uzak olduklarından uzak olduk, onların merhamet ettiklerine merhamet ettik, biz -onlara- iman ettik, -emirlerine- teslim olduk, -rızalarına- razı olduk ve mevlalarımıza -Allah'ın selamı onların üzerine olsun- uyduk.

 

Allah'ım! O halde bunu (imanımızı) tamamla ve bunu bizden alma, bu imanı bizde istikrarlı ve sabit kıl, geçici kılma; bizi yaşattığın sürece bununla (bu imanla) yaşat, öldürdüğünde de bununla öldür. Muhammed'in Ehl-i Beyt'i bizim imamlarımızdırlar; biz onlara uyuyoruz, onları seviyoruz, Allah'ın düşmanı olan onların düşmanlarına da düşmanız. O halde dünya ve ahirette bizi kendine mukarreb olanlardan ve onlarla birlikte kıl. Gerçekten biz buna razıyız, ey merhametlilerin en merhametlisi."

 

Sonra yine secdeye giderek yüz defa "elhamdulillah", yüz defa da "şükran lillah" söylenir. Bir rivayette şöyle geçer: "Kim böyle yapacak olursa, Gadir-i Hum gününde Hz. Resulullah'ın (s.a.a) huzurunda yer alan ve Emir'ul-müminin Ali'ye (a.s) imam olarak biat eden kimsenin sevabını alır."

 

 Bu namazı öğleye yakın kılmak daha faziletlidir; çünkü Resulullah (s.a.a) Gadir Hum'da Hz. Ali'yi bu saatte (a.s) insanlara imam ve halife olarak atamıştır. Bu namazın birinci rekatında Fatiha suresinden sonra Kadir suresini ve ikinci rekatında ise İhlas suresi okunur.

 

6- Gusledip öğleye yarım saat kala iki rekat namaz kılmak; her rekatta bir defa Fatiha suresi ve on defa İhlas suresi, on defa Ayete'l-Kürsi ve on defa da Kadir suresi okunur; bu amel yüz bin hac, yüz bin umreye eşit olup, Allah Teala'nın insanın dünya ve ahiret hacetlerini rahat bir şekilde reva etmesine, ona afiyet vermesine neden olur.

 

 "İkbal" kitabında bu namazın keyfiyetinde Kadir suresi Ayete'l-Kürsü'den önce zikredilmiş. Allame Meclisî "Zadu'l-Mead" adlı kitabında "İkbal"a uyarak Kadir suresini öne geçirmiştir; nitekim bu hakir kul (Şeyh Abbas-i Kummi) da diğer kitaplarında böyle yapmıştır. Fakat şimdi araştırınca Ayete'l-Kürsi'nin Kadir suresinden daha fazla öne geçirildiğini gördüm. "İkbal" kitabında Seyyid İbn Tavus veya onun üzerinden nüsha çıkaranların bu namazın hem Fatihasının sayısında ve hem de Kadir Suresini Ayete'l-Kürsiye öne geçirmede hata etmiş olmaları veya bunun o namazdan farklı ve ayrı bir amel olması uzak bir ihtimaldir. Yine de doğrusunu Allah bilir. Bu namazdan sonra şu duayı sonuna kadar okumak.

 

 "Rabbimiz! Biz, 'Rabbinize iman edin' diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, bizleri Sana ermiş kullarınla beraber yanına al".

 

 7- Nudbe duasını okumak.

 

 8- Seyydi İbn Tavus'un Şeyh Mufid'den rivayet ettiği şu duayı okumak:

 

 “Allah'ım! Peygamberin Muhammed ve velin Ali'nin ve diğer kullarına değil sadece bu ikisine has kıldığın makam ve mevkinin hakkı için Muhammed ve Ali'ye rahmet eyle ve bütün hayırları onlara vermekle başla.

 

Allah'ım! Muhammed'e ve Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle; onlar ki imamlar, önderler, davet edenler, dinin önde gelenleri, parlak yıldızlar, açık nişaneler, kulların eğiticileri, şehirlerin (tevhid şehrinin) direkleri, gönderilmiş azad kişiler, engin denizde hareket eden kurtuluş gemisidirler.

 

Allah'ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed'e rahmet eyle; onlar ki Senin ilminin mahzenleri, tevhidinin rükünleri, dininin direkleri, kerametlerinin madenleri, kulların arasından has ve halis kıldıkların ve yaratıkların arasından seçtiklerin, takvalılar, temizler, saygınlar, iyilerdirler; onlar halkın müptela olanlarının kapısıdırlar, kim o kapıya giderse kurtulur ve kim de sakınırsa helak olur.

 

Allah'ım! Muhammed ve Âl-i Muhammed'e rahmet eyle; onlar ki kendilerinden sorulmalarına emrettiğin zikir ehlidirler, sevilmelerine emrettiğin, haklarını gözetmeyi farz kıldığın, cenneti onları izleyenlere yurt kıldığın Resulullah'ın yakınlarıdırlar.

 

Allah'ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle; -insanlara- Sana itaat etmeyi emrettikleri, Sana karşı günah işlemekten nehyettikleri ve kullarını vahdaniyyetine hidayet ettikleri gibi.

 

Allah'ım! Senin peygamberin, seçtiğin, halis kıldığın, eminin, kullarına elçin olan Muhammed'in ve dinin önderi, iyiler silsilesinin rehberi, -peygamberin- sadık vasisi, en büyük sıddık, hakla batılı ayıran, Senin tanığın, -kullarını- Sana hidayet eden, Senin emrini açıklayan, Senin yolunda cihad eden ve Senin yolunda kınayanın kınamasından korkmayan Emir'ul-müminin (Ali'nin) hakkı hürmetine Senden niyaz ediyorum: Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle, velinin (Emir'ul-müminin Ali'nin) velayetini kullarının boynunda bıraktığın ve dini kendilerine tamamladığın bugünde beni O'nun saygınlığını tanıyanlardan ve faziletini ikrar edenlerden eyle, beni -cehennem- ateşinden serbest bıraktıklarından ve kurtardıklarından eyle ve -bana vermiş olduğun- nimetlerini kıskananları bana güldürme.

 

Allah'ım! Bugünü en büyük bayramın kıldığın, göklerde ahid ve yerde ise söz alınan gün ve sorgu günü diye adlandırdığın gibi Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle, onunla gözümüzü aydınlat, onunla dağınıklığımızı bir araya topla, bizi hidayet ettikten sonra saptırma, bizi Senin nimetlerine şükredenlerden kıl, ey merhametlilerin en merhametlisi; hamd bugünün faziletini bize tanıtan, saygınlığına bilinçlendiren, bugünle bize ikramda bulunan, bugünü tanımakla bizi şereflendiren ve bugünün nuruna bizi hidayet eden Allah'a mahsustur.

 

Ya Resulullah, Ya Emir'el-müminin! Size, sizin evlatlarınıza, sizi sevenlere gece ve gündüz kaldığı müddetçe benden en üstün selam olsun; sizi vasıta kılarak isteklerimin verilmesi, hacetlerimin reva olması ve işlerimin kolaylaşması için benim ve sizin Rabb'iniz olan Allah'a yöneliyorum.

 

Allah'ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt'inin hakkı hürmetine Senden diliyorum: Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine salat eyle ve inat yüzünden bugünün (Gadir Hum'un) hakkını inkar edenlere ve hürmetini gözetmeyip böylece Senin nurunu söndürmek için dininin yolunu insanlara kapatanlara lanet et; Allah da -vahiy ve hüccetinin- nurunu tamamlamak dışında bir şey yapmaktan sakınır.

 

Allah'ım! Muhammed'in Ehl-i Beyt'i için bir kurtuluş ve çıkış yolu kıl, oların sıkıntı ve üzüntüsünü gider ve onların vesilesiyle müminlerin üzüntü ve kederlerini de gider.

 

Allah'ım! Zulüm ve sitemle dolmuş olan yeryüzünü onların vesilesiyle adaletle doldur; onlara vaat ettiğin şeyi (ilâhi kurtuluş ve saltanatı) gerçekleştir; gerçekten Sen vaadına aykırı davranmazsın."

 

Mümkün olursa Seyyid İbn Tavus'un "İkbal" adlı kitabında rivayet ettiği geniş duayı oku.

 

9- Mümin kardeşlerin birbirlerini görünce yekdiğerini şu şekilde tebrik etmeleri:

 

 "Bizi Emir'ul-müminin ve Ehl-i Beyt İmamlarının velayetine sarılanlardan eden Allah'a hamd olsun."

 

Ve yine şöyle demek:

 

"Bugünle bize ikramda bulunan, bizi, bize bıraktığı ahdine vefa edenlerden ve adaleti ayakta tutacak olan emir sahiplerinin velayeti konusunda bizden aldığı ahde sadık kalanlardan kılan ve bizi kıyamet gününü inkâr eden ve yalanlayanlardan kılmayan Allah'a hamd olsun."

 

10- Yüz defa şöyle demek:

 

"Dininin kemalini ve nimetinin tamamlanmasını Emir'ul-müminin Ali b. Ebitalib'in (a.s) velayeti kılan Allah'a hamdolsun."

 

Bu mübarek günde güzel elbiseler giymek, süslenmek, güzel koku kullanmak, şâd olmak, Hz. Emir'ul-müminin Ali'nin (a.s) Şiilerini şad etmek, onların kusurlarını affetmek, ihtiyaçlarını gidermek, sıla-i rahim, aile bireylerine geniş tutmak, müminleri yedirmek, oruçlulara iftarlık vermek, müminlerin arasını bulmak, onları ziyaret etmek, yüzlerine karşı tebessüm etmek, onlara hediye göndermek, büyük velayet nimetinden dolayı Allah'ın şükrünü yerine getirmek, çok salavat göndermek, çok fazla ibadet ve itaat etmek; bunların her birinin çok büyük bir fazileti vardır. Bugünde kişinin mümin kardeşine verdiği bir dirhem diğer günlerde verilen yüz bin dirheme bedeldir. Bugünde bir mümine yemek vermek, bütün peygamberler ve sıdıklara yemek vermek gibidir. Hz. Emir'ul-müminin Ali'nin (a.s) Gadir Hum günündeki hutbesinde şöyle geçer: "Kim akşamleyin iftar vaktinde oruçlu bir mümine iftarlık verirse, on fiama iftarlık vermiş gibi olur." Biri kalkarak, "Ey Emir'el-müminin! Fiam nedir?" diye sorunca buyurdu ki: "Yüz bin peygamber, sıdık, şehittir; o halde bir grup mümin erkek ve kadınlara kefalet eden kimse ne kadar çok fazilet elde eder; ben Allah Teala huzurunda böyle birinin küfr ve fakirliğe düşmekten güvende olması için onun kefiliyim…"

 

Kısacası bu mübarek günün fazileti anlatılmayacak kadar fazladır; bugün Şiilerin amellerinin kabul olma, üzüntü ve kederlerinin giderilme günüdür. Bugünde Hz. Musa (a.s) sihirbazlara galip gelmiş, Allah Teala ateşi Hz. İbrahim'e (a.s) soğuk ve esenlik kılmış, Hz. Musa (a.s) Yuşa' b. Nun'u kendine vasi etmiş, Hz. İsa (a.s) Şem'unu's-Sefa'yı kendisine vasi tayin etmiş, Hz. Süleyman (a.s) emri altındakileri Asif b. Berhiya'nın hilafetine şahid tutmuş, Resulullah (s.a.a) ashabı arasında kardeşlik oluşturmuştur; dolayısıyla bugünde müminler aralarında kardeşlik akdi okumak yakışık bir iştir. Kardeşlik akdi şeyhimizin "Müstedreku'l-Vesail" kitabında "Zadu'l-Firdevs" kitabından naklettiğine göre şöyle okunur: Kardeşlik akdi okumak için insan sağ elini kardeşinin sağ elini tutup şöyle der:

 

"Allah yolunda seni kardeş ettim, Allah yolunda seninle halis dost oldum ve Allah yolunda senin elini tuttum ve Allah, melekleri, kitapları, elçileri, peygamberleri ve masum İmamlarla -Allah'ın selamı onların üzerine olsun- ahdettim ki, eğer ben cennet ehli ve şefaat ehli olursam ve de cennete girmeme izin verilirse, sen de benimle birlikte olmadıkça cennete girmeyeceğim."

 

Diğeri de karşılığında der ki:

 

"Kabul ettim."

 

Ve sonra şöyle devam eder:

 

"Şefaat, dua ve ziyaret dışında senin üzerinden bütün kardeşlik haklarını düşürdüm."

 

Muhaddis Feyz de "Hulasatu'l-Ezkar" adlı eserinde kardeşlik akdini buna yakın bir şekilde zikrettikten sonra şöyle demiştir: Sonra karşı taraf kendisi veya müvekkili için kabul ettiğini belirten bir sözcükle kabul eder ve taraflar dua ve ziyaret dışında birbirleri üzerindeki bütün kardeşlik haklarını düşürürler.

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

arefe gününde imam hüseyinin (a.s) duasi

 

  Galib Esedinin Bişr ve Beşir adındaki iki oğlu şöyle rivayet etmişlerdir:'' Arefe günü -Arafat'ta- İmam Hüseyin'in (a.s) huzurundaydık; İmam, ailesi, çocukları ve izleyicilerinden bir grup beraberinde olduğu halde çadırından gayet huşu ve vakarla dışarı çıkıp Arafat dağının sol tarafında durarak yüzünü Kabe'ye çevirdi ve yiyecek isteyen bir sail gibi ellerini yüzünün hizasına kaldırarak şu duayı okumayan başladı:

 

    Hamd Allah'a mahsustur; öyle bir zattır ki O'nun hükmünü geri çeviren, verdiğini engelleyen olmaz. Hiçbir zanaatçının yaptığı O'nun yaptığı şey gibi değildir. O, büyük cömerttir. Her çeşit mahluku yaratarak hikmetiyle yarattıklarını sağlam kıldı. Hiç bir sır O'na gizli kalmaz. Onun katında emanetler (ameller) asla zayi olmaz. Herkesi yaptığına karşılık mükafatlandıran; kanat edenin işini düzene koyandır; kendisine yakarana merhamet eden, -kullarına- yararlı şeyleri ve kapsamlı Kitab'ı (Kur'an'ı) yayılan nuruyla indirendir. Duaları duyan (kabul eden), kederleri gideren, dereceleri yükselten ve zorbaların kökünü kazıyandır. O'ndan başka ilah yoktur. Hiç bir şey O'na denk olamaz. Eşi ve benzeri yoktur. İşitendir, görendir, latif ve habirdir (hiç bir şey O'na gizli kalmaz ve herşeyin inceliğinden haberdardır, agâhtır).

 

    Allah'ım! Ben Sana yöneliyorum; rabbaniyetine şehadet ediyor ve ikrar ediyorum ki Rabb'im Sensin, dönüşüm Sanadır; ben anılacak bir şey değilken kendi nimetinle beni var ettin. Beni topraktan yarattın; sonra beni sülblere yerleştirdin. Beni -varolmamı engelleyebilecek- her türlü vakıa, asırlar ve yılların değişimi ve olaylarından korudun.

 

Böylece geçmiş günlerde ve asırlar boyu beni baba sülbünden anne rahmine aktardın. Bana karşı şefkat, lütuf ve ihsanınla beni, Senin ahdini bozan ve peygamberlerini yalanlayan küfür ve dalalet önderlerinin saltanat sürdükleri bir zamanda dünyaya getirmedin. Sen beni, Senden şefkat ve bana da lütuf olsun diye, hidayette benden öne geçenlerin (Hz. Muhammed'in -s.a.a-) zamanında dünyaya getirdin, hidayetini bana kolaylaştırdın ve bu hidayetle beni yoğurdun. Bundan önce de, güzel yaratılışın ve bol nimetlerinle bana şefkat gösterdin. Beni -ikinci merhalede- nütfeden yarattın. Et, kan ve deriden ibaret olan üç zulmet arasına yerleştirdin. Yaratılışımı bana göstermedin ve bu hususta bana hiç bir şey bırakmadın. Sonra beni, önceden gerçekleştirdiğin hidayet için tam ve mükemmel bir yaratılışla dünyaya getirdin. Beşikte küçük bir çocuk iken beni her türlü tehlikeden korudun. Beni, en temiz gıda maddesi olan anne sütüyle rızıklandırdın. Dadıların kalplerini bana şefkatli kıldın. Şefkatli annelerle beni her türlü tehlike ve cinlerin nüfuzundan korudun.

 

    Beni kusur ve noksanlıktan salim kıldın. Şanın yücedir Ey Rahim ve Rahman; konuşmaya başladığımda bana bol nimetlerini tamamladın, her geçen yıl beni daha ziyade terbiye ettin; yaratılışım kemale ulaşıp aklım mutedil olunca, hüccetini bana farz kıldın; şöyle ki Seni tanımayı kalbime ilham ettin ve beni kendinin acayip hikmetlerine hayran bıraktın. Gökte ve yerde yarattığın varlıklar hakkında beni şuurlandırdın, bilinçlendirdin. Bana, şükrünü ve zikrini yerine getirmeği tembih ettin; Sana itaat ve ibadet etmeği üzerime farz kıldın. Bana peygamberlerinin vasıtasıyla gönderdiğin hakikatleri anlama gücü verdin. Rıza ve teslim makamını kabullenmeyi (bu makama ulaşmayı) bana kolaylaştırdın. Bu hususlarda, bana yardım edip lütufta bulunarak üzerime minnet bıraktın. Sonra beni en üstün topraktan yaratınca, benim için sadece bir çeşit nimete razı olmadın; en yüce lütufla ve sonsuz ihsanınla çeşitli geçim vesileleri, nimet ve yiyeceklerle beni rızıklandırdın. Bana tüm nimetlerini tamamlayıp benden bütün belaları uzaklaştırdığında yine de cehaletim ve Sana karşı cüretim, beni Sana yaklaştıracak vesileyi bana göstermene ve beni, katına yaklaştıracak şeye muvaffak etmene engel olmadı. Seni çağırdığımda bana icabet ettin, hacet istediğimde hacetimi verdin, Sana itaat ettiğimde beni mükafatlandırdın, şükrettiğimde bana nimetini artırdın. Bütün bunların nedeni bana nimetini tamamlayıp lütufta bulunmandır. Sen her türlü kusur ve noksanlıktan münezzehsin, münezzehsin; varlıkları yaratan ve meydana getiren ve tekrar kendine döndüren Sensin. Hamda lâyık olan Sensin; şanın yücedir; isimlerin mukaddestir; nimetlerin büyüktür.

 

 Allah'ım! Hangi nimetini sayabilirim, hangisini hatırlayabilirim? Veya hangi bağışlarının şükrünü yerine getirebilirim? Ey Rabb'im! Senin bana nimetlerin sayanların sayıp bitiremeyeceği ve bilmek isteyenlerin bilemeyeceği kadar çoktur. Allah'ım! Benden giderdiğin ve uzaklaştırdığın zorluk, zarar ve ziyanlar, sahip olduğum nimet ve afiyetten çoktur.

 

İlahi! Ben imanımın hakikatiyle, kalbimde yer eden yakinle, ihlaslı tevhidimle, içimde saklı hakikatlerle, gözümün nurunun mecrasının bağlarıyla, anlımın safhasının hatlarıyla, solunum yolumun delikleriyle, burun kemiğimin yumuşak bölümüyle, kulak perdemin ses algılayan organıyla, dudaklarımın içinde gizli olan şeyle, dilimin ses hareketiyle, üst ve alt çenemin irtibat merkezleriyle, dişlerimin çıktığı yerlerle, yiyecek ve içeceklerimi tatma duyumla, beynimi kapsayan kafatasımla, boyun damarlarımla, göğüs kafesimin kapsadığı organlarla, şah damarımla, kalbimin perdesinin avizesiyle, ciğerimin kenarına bitişen parçalarla, kaburgalarımın kapsadığı şeylerle, kaslarımın bağlandığı yerle, faal uzuvlarımın açılıp kapanışıyla, parmaklarımın ucuyla, etimle, kanımla, saçımla, derimle, asabımla, bağırsağımla, kemiğimle, beynimle, damarlarımla, tüm uzuvlarımla ve bebek oluşumdan itibaren oluşan uzuvlarımla, yeryüzünün benden aldığı şeylerle, uykumla, uyaklığımla, sükunetimle ve yine rüku ve secdelerimin hareketleriyle şehadet ediyorum ki, eğer asırlar boyu yaşasam ve Senin nimetlerinden birinin şükrünü yerine getirmeye çalışsam,yerine getiremem; bunu ancak Senin lütfünle yerine getirebilirim ki bunun kendisi de yeni, ebedi ve köklü bir şükrü gerektirmektedir.

 

Evet, ben ve sayanlar Senin geçmiş ve gelecek nimetlerini saymaya veya nimetlerinin zamanlarını hesaplamaya çalışsak hiçbir zaman sayamayız. Ben kim Senin nimetlerini saymak kim? Oysa Sen konuşkan Kitab'ında ve sadık haberinde, Allah'ın nimetlerini saymaya çalışsanız, sayıp bitiremezsiniz buyurmuşsun.

 

 Allah'ım! Peygamberlerin ve elçilerine iblağ edilen ve vahiyle onlara indirdiğin ve bu vasıtayla dini onlara yasadığın Kitab'ın ve haberlerin doğrudur. Ancak ben tüm çabam ve gayretimle kapasitemce inanarak ve yakin ederek diyorum ki: Hamd ve övgü, kendine miras alacak bir evlat edinmeyen, yaratılışta kendisine muhalefet edecek mülkünde ortağı olmayan ve dünyayı yaratışında kendisine yardım edecek bir yardımcısı olmayan Allah'a mahsustur. Münezzehtir, münezzehtir -çocuğu ve ortağı olmaktan-. Eğer o ikisinde -gökte ve yerde- Allah'tan başka bir ilah olsaydı fesat çıkardı ve dağılırlardı.

 

    Tek, bir, ihtiyacı olmayan, doğmayan ve doğrulmayan, eşi ve benzeri olmayan Allah münezzehtir. Allah'a hamdolsun; öyle bir hamd ki yakınlaştırılmış meleklere ve gönderilmiş peygamberlere denktir. Allah'ın salat ve selamı seçtiği kulu, peygamberlerin sonuncusu Muhammed'e ve O'nun tertemiz, arınmış ve muhlis kılınmış Ehl-i Beyt'ine olsun.

 

    Sonra İmam (as) gözlerinden yaşlar aktığı halde daha fazla bir rağbetle şöyle devam etti:

 

    Allah'ım! Seni görüyormuşum gibi beni kendinden korkut ve beni takvayla saadete kavuştur; Sana karşı günah işleyerek kalbimi katılaştırma, takdirlerinde bana hayır ve bereket ver ki geciktirdiğin şeyin bana acele verilmesini ve acele verdiğin şeyin de geciktirilmesini istemeyeyim. Allah'ım! Nefsime zenginlik, kalbime yakin, amelime ihlas, gözüme nur, dinimde basiret ve bilinç ver ve azalarımı güçlü kıl, kulağımı ve gözümü (işiten ve gözümün nuru çocuklarımı) benim iki mirasçım kıl ve hakkımda zulmedene karşı bana yardım et ve bunda intikam ve galibiyetimi bana göster ve gözlerimi aydınlat.

 

 Allah'ım! Sıkıntımı gider, kusurumu ört, hatalarımı bağışla, şeytanımı benden uzaklaştır,zimmetimi serbestliğe çıkar (üzerimde hiçbir hak kalmasın); ve Ey Rabb'im, dünya ve ahirette benim için yüksek bir derece ver. Allah'ım! Beni yaratıp, duyan ve gören yaptığın için Sana hamd olsun. Beni yaratmaya ihtiyacın olmadığı halde hakkımda bir rahmet olarak beni yarattığın ve azalarımı birbirine uygun, düzgün kıldığın için Sana hamdolsun. Rabb'im; beni icat ettiğin ve yaratılışımı dengeli kıldığın gibi; Rabb'im, beni yarattığın ve yüzümü güzel kıldığın gibi; Rabb'im, bana ihsanda bulunduğun ve afiyet verdiğin gibi; Rabb'im, afetlerden koruduğun ve muvaffak kıldığın gibi; Rabb'im, nimet verdiğin ve hidayet ettiğin gibi; Rabb'im, seçtiğin ve bütün hayırlardan verdiğin gibi; Rabb'im, beni yedirdiğin ve içirdiğin gibi; Rabb'im, ihtiyaçsız kıldığın ve hoşnut ettiğin gibi; Rabb'im, bana yardım ettiğin ve izzet verdiğin gibi; Rabb'im, bana keramet elbisesi giydirdiğin ve yarattığın şeylerden yeteri kadar bana verdiğin gibi, Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle ve bana zamanın sıkıntıları, gece ve gündüzün çekişmeleri karşısında yardım et. Beni dünyanın ıztıraplarından ve ahiretin kederlerinden kurtar ve yeryüzünde zalimlerin yaptıkları -kötülükler-den beni koru.

 

Allah'ım! Endişelendiğim şeylerden bana güven ver, korktuğum şeylerden beni koru, nefsimi ve dinimi koru, yolculuğumda beni koru, mal ve ailemde benden geriye salih bir evlat bırak. Bana verdiğin rızıklara bereket ver. Beni kendi yanımda alçak gönüllü kıl ve halkın gözünde ise yücelt; cinlerin ve insanların kötülüğünden beni selamet kıl; günahımdan dolayı beni rezil etme, içimde gizli olan şeyden dolayı beni cezalandırma, amelimden dolayı beni (azap ve belalara) müptela etme, nimetlerini benden alma ve beni kendinden başkasına bırakma. Rabb'im! Beni kime bırakıyorsun? Akrabalık bağını koparacak olan bir akrabaya mı? Yoksa bana öfkelenen uzak ve yabancıya mı? Ya da beni zayıf düşürecek olan birine mi? Oysa Sen benim Rabb'imsin, işlerimin sahibisin; garipliğimi, kimsesizliğimi ve menzilimin uzaklığını ve işlerimin sahibi kıldığın kimse karşısında zilletimi Sana şikayet ediyorum.

 

Allah'ım! Gazabını bana helal kılma; eğer Sen bana gazap etmezsen başkalarından endişem olmaz. Münezzehsin Sen. Senin bana afiyetin geniştir; o halde Senden diliyorum ki Ey Rabb'im, yeryüzünün ve göklerin kendisiyle aydınlandığı, karanlıkların aydınlığa kavuştuğu ve öncekilerin ve sonrakilerin kendisiyle ıslah olduğu veçhinin nuru hürmetine beni kendi gazabın üzerine öldürme, öfkeni benim üzerime indirme, bundan (ölmeden) önce benden razı olmamak için istediğin kadar bana zorluk göster. Senden başka ilah yoktur. Mekke'nin, Meş'ar-ul Ham'ın, bereketli ve insanlar için güvenli kıldığın Beyt-ul Atik'in Rabb'isin. Ey sabrıyla çok günahları bağışlayan, ey lütfüyle nimetleri indiren, ey kendi keremiyle çok büyük bağışta bulunan, ey zor günlerimde dayanağım, ey yalnızlığımda arkadaşım, ey sıkıntılarımda imdadıma koşan ve ey veli nimetim benim!

 

Ey Rabb'im ve babalarım İbrahim, İsmail, İshak ve Yakub'un Rabb'i ve Ey Cebrail, Mikail ve İsrafil'in Rabb'i ve Ey peygamberlerin sonuncusu Muhammed'in ve O'nun seçkin Ehl-i Beyt'inin Rabb'i ve Ey Tevrat, İncil, Zebur'u ve Furkan'ı (Kur'an'ı) indiren, Kâf Ha Ya Ayn Sâd, Tâ Hâ, Ya Sîn ve Kur'an-ı Hekim'in Rabb'i! Yollar tüm genişliğine rağmen bana zorlaşınca ve yer tüm bolluğuyla bana daralınca sığınağım Sensin; eğer Senin rahmetin olmasaydı kesinlikle ben helak olanlardan olurdum. Beni hatalardan alıkoyan Sensin; eğer benim -günahlarımın- üzerini örtmeseydin kesinlikle rezil olanlardan olurdum.

 

    Yardımınla düşmanlarıma karşı beni destekleyen Sensin; eğer senin yardımın olmasaydı mağlup düşenlerden olurdum. Ey yücelik ve üstünlüğü kendine has kılan, izzetiyle dostları aziz olan, ey padişahların boynuna zillet halkasını geçiren ve heybetinden padişahların kendisinden korktuğu zat; ey gözlerin ihanetini ve göğüslerde gizli olanı, zaman ve asırların geleceklerini bilen; ey nasıl olduğunu kendisinden başka hiç kimse bilmeyen, ey ne olduğunu kendisinden başkası bilmeyen, ey yeryüzünü su üstünde tutan ve gökyüzüyle havayı kapatan, ey en güzel isimler kendisinin olan, ey hiçbir zaman kesilmeyen ihsan sahibi, ey -Mısır- kervanını Yusuf-u kurtarmak- için Kafr çölünde tutup onu kuyudan çıkaran, ey Yusuf'u kölelikten sonra padişah yapan, ey üzüntüden gözleri ağardıktan sonra üzüntüsünü sabırla gizleyen Yakub'a Yusuf'u döndüren, ey Eyyub'tan zorluk ve sıkıntıyı gideren ve yaşlandıktan sonra -çocuk sahibi olan- İbrahim'in elini, oğlunu kesmekten alıkoyan, ey Zekeriyya'nın duasını kabul ederek O'na Yahya'yı veren ve onu yalnız ve kimsesiz bırakmayan, ey Yunus'u balığın karnından dışarı çıkaran, ey denizi İsrailoğulları için yarıp onları kurtaran, Firavun ve ordusunu boğan, ey rüzgarları rahmet -yağmuru- müjdeleyicisi olarak gönderen.

 

Ey kendine karşı günah işleyen kullarını cezalandırmada acele etmeyen, ey sürekli Senin nimetlerinle nimetlendikleri ve Senin rızkını yedikleri halde diğerlerine tapmakta olan sihirbazları, uzun bir zaman inkâr edip sürekli kendisine düşmanlık etmeleri, karşı çıkmaları ve peygamberlerini yalanlamalarından sonra kurtaran; ya Allah, ya Allah; ey kainatı yoktan var eden, ey eşi olmayan yaratıcı, ey hiçbir zaman fani olmayacak sürekli, ey hiçbir diri olmadığı zaman diri olan, ey ölüleri dirilten, ey herkesin başına kazandığını getiren, ey kendisine az şükrettiğim halde beni mahrum etmeyen, hatalarım çok olmasına rağmen beni rezil etmeyen, beni günah işlerken gördüğü halde insanlara tanıtarak haysiyetimi dökmeyen.

 

 Ey bana sayısız bağışlarda bulunan ve nimetlerini telafi edemediğim; ey bana hayır ve ihsanla yönelen, benim ise kendisine günah ve isyanla yöneldiğim, ey nimetine şükretmeyi öğrenmeden beni imana hidayet eden, ey hastayken çağırdığımda bana şifa veren, çıplakken beni giydiren, açken beni doyuran, susuzken beni suya doyuran, zelilken bana izzet veren, cahilken beni bilgilendiren, yalnızken -yalnızlığımı- çokluğa dönüştüren, gayıp ve vatanımdan uzakken beni geri döndüren, fakirken beni zenginleştiren, yardım istediğimde bana yardım eden, zenginken nimetini benden almayan ve bütün bunları Senden istemekten sakındığım halde kendiliğinden vermeye başlayan.

 

O halde hamd ve şükür Sana mahsustur; ey sıkıntılarımı gideren, duamı kabul eden, kusur ve ayıbımı örten, günahımı bağışlayan, beni isteklerime kavuşturan ve düşmanıma karşı zafere ulaştıran; eğer Senin nimetlerini, bağışlarını ve değerli ihsanlarını saymaya kalkışsam, sayıp bitiremem.

 

 Ey Mevlam! Bağışta bulunan Sensin, nimet veren Sensin, ihsanda bulunan Sensin, güzelleştiren Sensin, üstün kılan Sensin, mükemmelleştiren Sensin, rızıklandıran Sensin, muvaffak kılan Sensin, bağışta bulunan Sensin, zengin yapan Sensin, sermaye veren Sensin, sığınak veren Sensin, yeterli olan Sensin, hidayet eden Sensin, -hatalardan- koruyan Sensin, -ayıbımı- örten Sensin, bağışlayan Sensin, mazeretimi kabul eden Sensin, güç veren Sensin, izzet veren Sensin, yardım eden Sensin, destek veren Sensin, teyit eden Sensin, zafer veren Sensin, şifa veren Sensin, afiyet veren Sensin, ikram eden Sensin, üstünsün, yücesin; o halde hamd sürekli Sana hastır, sabit ve ebedi şükür Sana mahsustur.

 

 Ben ise ya Rabb'im! Günahlarımı itiraf ediyorum, günahlarımı bağışla; kötü yapan benim, hata yapan benim, günahına ısrar eden benim, cahillik yapan benim, gaflet eden benim, yanlışlık yapan benim, kendine dayanan benim, -günahında- kasıtlı olan benim, söz veren ve sözünde durmayan benim, ahdini bozan benim, -misakını- ikrar eden benim, nimetlerini itiraf eden ve sonra yine günahlarına dönen benim; o halde günahlarımı bağışla; ey kullarının günahları kendisine zarar vermeyen, kullarının itaatine ihtiyacı olmayan ve kullarından iyi amel yapanı kendi yardım ve rahmetiyle ona muvaffak kılan!

 

    O halde hamd Sana mahsustur ey Rabb'im ve Mevlam. Ey Rabb'im! Sen bana emrettin, ben ise Sana itaatsizlik ettim; Sen beni sakındırdın, ben ise Senin sakındırdığın şeyi işledim; şimdi ise artık ne mazeret gösterebileceğim bir bahanem var ve ne de yardım alabileceğim bir desteğim. O halde hangi vesileyle Sana geleyim Ey Mevlam? Kulağımla mı, gözümle mi, dilimle mi, elimle mi, ayağımla mı? Bunların hepsi, kendileriyle Sana karşı itaatsizlik ettiğim Senin nimetin değil mi?

 

 Ey Mevlam! Sen hücceti tamamladın ve yolu ben kendime kapadım -haklısın ve ben sorumluyum-. Ey günahımı babalardan ve analardan örterek onların bana eziyetini önleyen, akrabalarımdan ve kardeşlerimden örterek beni kınamalarını engelleyen, sultanlardan örterek beni cezalandırmalarına mani olan! Ey mevlam! Eğer senin benim hakkımda bildiğin şeyi onlar da bilseydiler bir daha bana bakmaz, beni kendilerinden uzaklaştırır ve ilişkilerini benden keserlerdi.

 

 Ey Rabb'im, şimdi ben Ey Mevlam, Senin huzurunda huzu içinde, zelil, çaresiz ve hakirim; ne mazeret getireceğim bir bahanem, ne yardım alabileceğim bir desteğim, ne sebep gösterebileceğim bir delil var; ne de günah işlemediğimi ve çirkin bir iş yapmadığımı söyleyebilirim ve eğer inkar edecek olsam da Ey Mevlam, bunun bir yararı olmaz bana! Nasıl yapabilirim ki bunu, oysa tüm uzuvlarım aleyhime tanıktırlar ve ben kesinlikle biliyorum ki büyük günahlarımdan dolayı Sen beni sorguya çekersin; Sen zulmetmeyen adil bir hakimsin; Senin adaletin beni helak eder; ben Senin adaletinden Sana sığınıyorum.

 

 Rabb'im! Bana hücceti tamamladıktan sonra beni cezalandıracak olursan, bu benim günahlarımdan dolayıdır ve eğer beni affedecek olursan, bu da Senin sabrın, bağışın ve ihsanından dolayıdır. Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben zalimlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben bağışlanma dileyenlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben Seni tek bilenlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben korkanlardan oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben -Senin azabından- endişe edenlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben ümit edenlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben yönelenlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben lâ ilahe illallah söyleyenlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben isteyenlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben tesbih edenlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni, ben tekbir söyleyenlerden oldum; Senden başka ilah yoktur, tenzih ederim Seni; Sen benim Rabb'im ve geçmiş babalarımın Rabb'isin.

 

 Allah'ım! Bu, Seni ululayan senamdır, Senin tekliğini anmakta benim ihlasımdır, Senin saydığım nimetlerine ikrarımdır; her ne kadar ikrar etsem de onların çokluğundan, fazlalığından, açıklığından ve varlıklarının benden önceliğinden dolayı onları saymaya gücüm yetmez; beni yarattığın andan itibaren onların tümü için benden ahd aldın ve hayatımın başından, beni fakirlikten zenginliğe ulaştırdın, ben -kendime zulmedenlerden oldum; sıkıntımı giderdin, kolaylık ve rahatlığa sebep oluşturdun, zorlukları defettin, çaresizliğimi giderdin, bedenime sağlık verdin, dinime selamet verdin ve eğer nimetlerini saymam için dünyanın başından sonuna kadar bütün herkes bana yardımcı olsa, ne ben ve ne de onlar nimetlerini sayıp bitirmeye gücümüz yetmez. Sen mukaddes ve yücesin; kerim, ulu ve Rahim bir Rabb'sin.

 

Nimetlerin sayılmaz, senaların söylenip bitirilmez, ihsanların telafi edilmez; Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle ve bize nimetlerini tamamla, Sana itaatle bizi saadete erdir; Sen münezzehsin, Senden başka ilah yoktur.

 

Allah'ım! Sen sıkıntısı olanlara icabet edersin, kötülüğü giderirsin, kederi olanlara yardım edersin, hastaya şifa verirsin, fakiri zenginleştirirsin, kırığı onarırsın, küçüğe merhamet edersin, büyüğe yardım edersin; Senden başka destek yoktur, Senden üstün bir kudret yoktur, Sen yücesin, büyüksün; ey esirleri kurtaran, ey küçük çocuğa rızık veren, ey korkup sığınak dileyenlerin sığınağı, ey ortağı ve veziri olmayan! Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle ve bu ikindi vakti kullarından birine verdiğin nimetlerin en üstününü bana ver. Kullarına verdiğin zahiri nimetlerden ve sürekli yenilediğin batini nimetlerden, bertaraf ettiğin belalardan, giderdiğin sıkıntılardan, duyduğun (kabul ettiğin) dualardan, kabul ettiğin iyiliklerden ve örttüğün günahlardan (bana bu nimetlerden ver); gerçekten Sen lütuf sahibisin, her şeyden haberin var ve Sen her şeye kadirsin.

 

Allah'ım! Sen kendisinden istenilen en yakın kişisin, en süratli icabet edensin, en cömert affedensin, en fazla bağışta bulunansın, kendisinden istenileni en iyi duyansın; ey dünya ve ahiretin esirgeyen ve bağışlayanı; Senin gibi bir istenilen yoktur, Senden başka bir hedef ve arzu yoktur. Çağırdığımda bana icabet edersin, Senden istediğimde bana verirsin, Sana yöneldiğimde bana şefkat gösterirsin, Sana yakardığımda bana yetersin.

 

 Allah'ım! Kulun, elçin ve peygamberin Muhammed'e ve O'nun tertemiz Ehl-i Beyt'inin tümüne rahmet eyle, nimetlerini bize tamamla, bağışlarını bize tatlı kıl, bizi Sana şükredenlerden ve Senin nimetlerini ananlardan yaz; amin ey alemlerin Rabb'i.

 

Allah'ım! Ey malik olan ve güç yetiren, güç yetiren ve kahreden, kendisine karşı günah işlenen ve -günahı- örten, kendisinden bağışlanma dilenen ve bağışlayan, ey talep eden yönelenlerin hedefi, ümit edenlerin ümidinin zirvesi, ey ilmi her şeyi kuşatan ve rafeti, şefkati ve sabrı özür dileyenleri kapsayan. Allah"ım! Peygamberin, elçin, yaratıklarının arasından seçtiğin, vahyine emin kıldığın, müjdeleyici ve korkutucu, parlak -hidayet- lambası olan ve kendisiyle Müslümanlara minnet bıraktığın ve alemlere rahmet kıldığın Muhammed'le şereflendirdiğin ve yücelttiğin bu ikindi vakti sana yöneliyoruz.

 

   Allah'ım! Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle; nitekim Muhammed Senin rahmetine lâyıktır; Ey yüce. O'na ve seçkin, tertemiz Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle ve bizi af hediyenle ört. Feryat ve figanlar çeşitli dillerle Sana yükselmektedir. O halde Allah'ım, bu ikindi vakti kulların arasında taksim ettiğin bütün hayırlardan, hidayet ettiğin nurdan, yaydığın rahmetten, giydirdiğin afiyet elbisesinden ve yaydığın rızıktan bize de pay ver; ey merhametlilerin en merhametlisi.

 

Allah'ım! Bu anda bizi kurtuluşa ermiş, saadete kavuşmuş, iyiliğe ulaşmış ve faydalanmış kıl; bizi ümitsizliğe kapılanlardan kılma, bizi rahmetinden mahrum etme, bizi arzuladığımız lütfünden nasipsiz etme, bizi rahmetinden mahrum etme, ihsanından ümit ettiğimiz lütfünü bizden engelleme, bizi meyus geri çevirme, kapından kovulmuşlardan etme; ey cömertlerin en cömerdi ve ey kerimlerin en kerimi! Yakinle sana yüz tuttuk, Beyt-i Haram'ına davetine lebbeyk dedik ve onun ziyaretini kastettik; o halde onun amellerinde bize yardımcı ol, haccımızı kemale erdir, bizi affet ve bize afiyet ver; elimizi Sana uzattık ve zilletle günahlarımızı itiraf etmekteyiz.

 

Allah'ım! Bu ikindi vakti Senden istediğimiz şeyi bize ver ve Senden yapmanı niyaz ettiğimiz şeyi yap; bize Senden başka yetecek yoktur, Senden başka Rabb'imiz yoktur; hükmün hakkımızda geçerlidir, ilmin bizi kuşatmıştır, hakkımızda hükmün adalettir; bizim için hayrı takdir et ve bizi hayır ehlinden kıl.

 

 Allah'ım! Cömertliğinle bize büyük mükafat, iyi birikim ve sürekli huzur ver; bizim tüm günahlarımızı bağışla, bizi helak olanlarla helak etme, rahmetini ve rafetini bizden çevirme; ey merhametlilerin en merhametlisi. Allah'ım! Bu anda bizi, Senden hacet istemeleri peşinden hacetlerini verdiklerinden, Sana şükretmeleri peşinden kendilerine nimetlerini artırdıklarından, Sana tevbe ettiklerinde tevbelerini kabul ettiklerinden, bütün günahlarından uzaklaştıklarında bağışladıklarından eyle; ey celal ve ikram sahibi.

 

Allah'ım! Bize başarı ve güç ver; ey kendisinden istenilenlerin en hayırlısı, yakarışımızı kabul et, ey merhametlilerin en merhametlisi. Ey kirpiklerin kapanışı, gözlerin kırpışı, içlerde gizli olan ve kalplerde saklı olanlar kendisine gizli olmayan! Evet, Senin ilmin bütün bunları saymış ve hilmin kapsamıştır; Sen zalimlerin söylediklerinden münezzeh ve çok yücesin. Yedi kat gökler, yerler ve bunların arasındakiler Seni tesbih etmekteler; Seni tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur.

 

 O halde hamd, yücelik ve üstünlük Senindir, ey celal ve ikram sahibi, ey lütuf ve ihsanların ve büyük bağışların sahibi! Sen cömert ve kerimsin, yumuşak ve rahimsin. Allah'ım! Helal rızkını bana artır, vücuduma ve dinime afiyet ver, korkuma emniyet ver ve beni cehennem ateşinden kurtar. Allah'ım! Beni hilene müptela etme (tedbirinle beni cezalandırma), ansızın gelen azaba duçar etme, beni rezil etme; cinlerin ve insanların kötülüğünü benden uzaklaştır.

 

    Sonra İmam, mübarek başını gök yüzüne doğru kaldırdı ve gözlerinden yaşlar aktığı bir halde yüksek sesle şöyle devam etti:

 

   Ey duyanların en iyi duyanı, ey görenlerin en iyi göreni, ey en süratli hesaba çeken ve ey merhametlilerin en merhametlisi! Muhammed'e ve değerli ve kutlu Ehl-i Beyt'ine rahmet eyle. Allah'ım! Senden, bana verdiğinde, benden alıkoyduğun şeylerin artık bana zarar dokundurmayacağı ve benden alıkoyduğunda artık verdiğin şeylerin bana yararı olmayacağı hacetimi istiyorum. Beni cehennemden kurtar; Senden başka ilah yoktur; teksin, ortağın yoktur; mülk Senindir, hamd Sana mahsustur ve Senin herşeye gücün yeter; Ya Rabb'i, Ya Rabb'i, Ya Rabb'i!

 

 

 

 ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

Kumeyl duası olarak Ehl-i Beyt kaynaklarında meşhur olan bu dua, Hz. Ali (a.s)’ın sır arkadaşı Kumeyl bin Ziyad’a, Hızır’ın duası diye öğrettiği engin maarifi içeren bir duadır. Bu duanın özellikle Perşembe geceleri okunması Ehl-i Beyt imamları tarafından tavsiye edilmiştir.

 

Kumeyl duası şöyle başlıyor:

 

Allah'ım! Senin herşeyi kaplayan rahmetin hakkına; kendisiyle herşeye üstün geldiğin, karşısında herşeyin boyun eğdiği gücün hakkına; herşeye galip geldiğin ceberutun hakkına; önünde hiç birşeyin duramadığı izzetin hakkına; herşeyi dolduran azametin hakkına; herşeye üstün gelen saltanatın hakkına; herşeyin fani olmasından sonra baki kalacak vechin hakkına; herşeyin temellerini dolduran isimlerin hakkına; herşeyi ihata eden ilmin hakkına ve her şeyi aydınlatan cemalinin nuru hakkına senden niyaz ederim.

 

Ey Nur, Ey Kutlu, Ey evvellerin evveli ve Ey ahirlerin ahiri! Allah'ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet. Allah'ım! Bedbahtlıklara yol açan günahlarımı affet. Allah'ım! Nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah'ım! Duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.

 

Allah'ım! Belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.Allah'ım! işlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.

 

Allah'ım! Ben Sana zikrinle yaklaşmak istiyorum ve Seninle Senden şefaat diliyorum ve cömertliğin hakkına beni kendine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve zikrini bana ilham etmeni istiyorum.

 

Allah'ım! Huzu, huşu ve zelil olmuş bir dille, Senden (hatalarıma) göz yummanı, bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı, kanaatkar ve her durumda mütevazi kılmanı diliyorum.

 

Allah'ım! İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan ve hacetini zorluklar anında kapına getirene, katında bulunanlara büyük rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi Sana yalvarırım.

 

Allah'ım! Saltanatın büyük ve mekanın yücedir, tedbirin gizlidir; emrin açık; kahrın galip ve kudretin her yerde caridir;(yürürlüktedir) ve Senin hükümetinden kaçmak imkansızdır.

 

Allah'ım! Senden başka günahlarımı affedecek; kabahatlerimi öretecek; kötü amelimi iyiye çevirecek birini bulamam.

 

Senden başka ilah yoktur; münezzehsin; Sana hamd ederim.

 

Ben kendime zulmettim ve cahilliğim yüzünden itaatsizlik yaptım ve eskiden beri sürekli bana lütuf ve ihsanında bulunduğun için kendimi güvende hissettim (ve korkmadan Sana karşı geldim.)

 

Allah'ım! Mevlam! Nice kötülüklerimin üzerini örttün; nice belaları benden geri çevirdin; nice hatalardan beni korudun ; hoşa gitmeyen şeyleri uzaklaştırdın; layık olmadığım nice güzel övgüleri benim hakkımda yazdın.

 

Allah'ım! Belam büyümüş, halimin kötülüğü haddi aşmış; amellerim beni aciz bırakmış, (heva ve heves) zincirlerim beni çökertmiş, uzun arzularım beni menfaatimden alıkoyup hapsetmiş ve dünya beni boş şeylerle aldatmış ve sürekli kötülüklere çeken nefsim, cinayeti ve müsamahakarlığımla beni aldatmış.

 

Ey Seyyidim! İzzetinin hakkına Senden istiyorum ki; amelimin kötülüğü, duamın kabulünü önlemesin ve bildiğin gizli sırlarımı açarak beni rezil etme; gizlice işlediğim kötü amelim ve davranışım, sürekli ihmalkarlığım ve cahilliğim, nefsani isteklerim ve gafletimin çokluğu yüzünden, beni cezalandırmada acele etme.

 

Allah'ım! İzzetin hakkına her durumda bana karşı merhametli ve bütün işlerimde rauf ol.

 

Mabudum, Rabbim! Senden başka kimim var ki, ondan, kötü durumumu gidermesini ve bu halime bakmasını dileyeyim.

 

Mabudum, Mevlam! Sen bana hükmettin; bense o hükümlerin hususunda nefsime uydum; bu konuda düşmanım (şeytan)'ın (günahları) tezyin etmesinden korkmadım; böylece beni istediği gibi aldattı ve alınyazısı da bu işte ona yardımcı oldu; işte bu başıma gelenlerden dolayı bazı sınırlarını aştım ve bazı emirlerine karşı çıktım; bütün bunlarda Sana hamd etmek benim vazifemdir.

 

(Amellerim dolayısıyla) Hakkımda yürütülen kaza ve kaderin ve beni yakalayan hüküm ve imtihanın karşısında gösterecek hiçbir mazeret ve bahanem yoktur.

 

Ey Rabbim! Kendimi ihmal edip işlediğim kusurlardan sonra; özür dileyerek, pişman ve perişanlık içerisinde affını ve mağfiretini ümit ederek, tövbe edip tekrar (Sana) yöneldim ve günahımı ikrar ve (suçluluğumu) itiraf ederek Senin huzuruna geldim.

 

İşlediğim günahlardan kaçacak bir mekan ve zor durumlarda sığınacak bir yer bulamıyorum; mazeretimi kabul edip beni sonsuz rahmetine dahil etmenden başka ümidim yok; o halde mazeretimi kabul eyle Ey Allah'ım ve perişanlığımın şiddetine acı (heva ve heves) zincirlerinden kurtar beni.

 

Rabbim! Bedenimin zayıf, derimin ince ve kemiklerimin hassas oluşuna acı.

 

Ey yaratılışımı gerçekleştirip beni yad eden, beni terbiye edip iyilik ve rızık veren; bağışının başlangıcı ve bana yaptığın geçmiş iyiliklerin hürmetine beni affeyle.

 

Ey Mabudum, Ey Seyyidim ve Rabbim! Vahdaniyetine inandıktan; marifetin bütün kalbimi doldurduktan; dilim zikrinle meşgul olduktan, muhabbetin içime işledikten, Rububiyet makamına boyun eğerek sadakatle (günahlarımı) itiraf edip, doğrulukla (Sana) dua ettikten sonra, beni cehennem ateşiyle azap etmen görülüp (inanılacak) şey mi?

 

Böyle birşey Senden uzaktır; Sen kendi yetiştirdiğin birisini zayi etmezsin; yakınlaştırdığın birisini kendinden uzaklaştırmazsın, barındırdığın birisini kovmazsın veya kendisine merhamet ettiğin kimseyi belalara teslim etmezsin. Sen bütün bunlardan yücesin.

 

Keşke bir bilseydim, Ey Seyyidim, Mabudum ve Mevlam! Azametin karşısında secdeye düşen yüzlere; sadakatle vahdaniyetine şahadet eden ve medh ile Sana şükür eden dillere; ilahlığını gerçekten itiraf eden kalplere, Senin marifetinle dolup taşan ve böylece huşuyla eğilen batınlara cehennem ateşini musallat eder misin? Ve itaat etmek üzere ibadet yerlerine koşan ve günahını itiraf ettiği halde Senden mağfiret dileyen uzuvları (azaba duçar eder misin?)

 

Senin hakkında böyle düşünülemez; Senin fazl-u keremin bize böyle tanıtılmamıştır Ey Kerem Sahibi, Ey Rabb!

 

Dünyanın azıcık bela ve cezası ve ondaki zorluklar karşısında benim tahammülsüzlüğümü Sen biliyorsun; halbuki dünyadaki bela ve zorlukların devamı az, tahammülü kolay ve süresi kısadır; o halde nasıl tahammül edeyim ahiretteki belaya; orada meydana gelecek büyük zorluk ve acılara?

 

Halbuki o belanın müddeti uzun ve süreklidir ve ehline bir hafifletme de olmaz.

 

Çünkü bu azap ancak, Senin intikam ve gazabından kaynaklanır.

 

Bu ise, göklerin ve yerin dayanamayacağı bir şey.

 

Ey Seyyidim! O zaman Senin güçsüz, zelil, hakir, muhtaç ve biçare bir kulun olan ben nasıl dayanabilirim.

 

Ey Mabudum, Rabbim, Seyydim ve Ey Mevlam! Hangi şeyden dolayı Sana şikayette bulunayım ve hangisi için ağlayıp sızlayayım? Azabın elem ve şiddetine mi? Yoksa belanın devamı ve süresinin uzunluğuna mı?

 

Eğer bana ceza çektirmek için düşmanların yanında yer verirsen ve bela ehliyle beni bir araya toplarsan, beni dostların ve velilerinden ayırırsan, Ey Mabudum, Ey Seyyidim, Mevlam ve Rabbim! Azabına tahammül edebilecek olsam bile, Senin ayrılığına nasıl dayanabilirim?

 

Diyelim ki, ateşinin hararetine dayandım, ama keremine nazar etmekten mahrum olmama nasıl sabredeyim?

 

Yahut affını ümit ettiğim halde ateşe nasıl gireyim?

 

İzzetin hakkına Ey Seyyidim ve Mevlam, sadakatle yemin ediyorum ki:

 

Eğer konuşmama izin verirsen, cehennem ehli arasında, ümitliler gibi sürekli dergahına yönelip inlerim; medet dileyenler gibi feryat edip yardım dilerim Senden ve birşeyini kaybedenler gibi ağlayıp sızlarım Sana ve Seni çağırıp "Neredesin Ey Müminlerin Velisi!" der dururum.

 

Ey ariflerin en yüce arzusu! Ey dileyenlerin imdadına yetişen! Ey sadık kalplerin dostu! Ve ey alemlerin ilahı! (Neredesin)?

 

Ey Mabudum! Münezzehsin sen. Ve ben sana hamt ediyorum.

 

Olacak şey mi, Sana karşı gelmesi yüzünden cehennemde tutulan, ve günahından ötürü onun azabını tadan, ve onun tabakaları arasında, işlediği suç ve cinayetten dolayı hapsedilen Müslüman bir kulunun sesini duyasın da affetmeyesin, oysa o kul, rahmetine göz diken biri gibi inlemekte, ve tevhit ehlinin diliyle Seni çağırmakta ve rububiyet makamını vasıta ederek Sana el açmada.

 

Ey Mevlam! O, Senin önceden yaptığın merhametini umduğu halde, nasıl azapta kalabilir? Ya da Senin ihsan ve merhametini ümit ettiği halde ateş nasıl onu incitebilir? Yahut Sen onun sesini işittiğin ve yerini gördüğün halde ateş nasıl onu yakabilir ? Ya da, Sen onun zaaf ve güçsüzlüğünü bildiğin halde cehennemin alevleri onu nasıl kuşatabilir? Ya da Sen onun sadakat ve doğruluğunu bildiğin halde, cehennemin tabakaları arasında nasıl kıvranıp kalır? Yahut, o, Seni "Ey Rabbim" diye çağırırken, cehennemin azap melekleri nasıl ona eziyet edebilir? Ya da cehennemden kurtulmak için Senin lütuf ve keremini dilediği halde onu nasıl orada bırakırsın?

 

Sen münezzehsin, hakkında bunlar düşünülemez; Senin fazlınla ilgili tanıtılan bunlar değildir ve bunlar Senin muvahhit insanlara yaptığın ihsan ve iyiliklere benzeyen şeyler de değildir.

 

Ben şüphesiz biliyorum ki, eğer inkarcılarını azabına hükmetmeseydin ve düşmanlarını ebedi azaba duçar etmeyi kararlaştırmasaydın, ateşi tamamıyla soğuk ve selamet ederdin ve onda hiç kimse yer almazdı.

 

Ama Sen, isimleri mukaddes olan! Cehennemi, insanların ve cinlerin kafirleriyle doldurmaya ve düşmanları orada ebedi olarak tutmaya yemin etmişsin.

 

Ve Sen, (Ey) medhi yüce olan! Evvelden beri söylemiş ve sürekli olarak nimet verip kerem ve ihsanda bulunmuşsun, buyurmuşsun ki: "Mümin olan bir kimse, fasık olan kimseyle bir olur mu? Hayır, onlar aynı olmazlar."

 

Mabudum, Seyyidim! Takdir ettiğin kudret hakkına, ve hükmedip kesinlik kazandırdığın kaza ve kaderine ki, kime takdir etsen galip gelirsin, bu gecede ve bu saatte benim işlediğim bütün suçları ve günahları ve gizlediğim bütün kötülükleri affet; yaptıktan sonra üzerini örttüğüm veya açığa çıkardığım, gizleyip veya aşikar ettiğim cahilliklerimi ve amelleri yazmakla görevli melekleri kaydetmelerine emrettiğin kötülüklerimi affet! Öyle melekler ki, benim yaptığım amelleri zaptedip korumakla görevlendirdiğin uzuvlarımla birlikte onları da bana gözetleyici yaptın ve kendin de bunların ardından gözetleyicim oldun ve onlara gizli kalan şeylere şahit oldun, rahmetinle gizledin ve fazlınla onları örttün ve indirdiğin her hayırdan ve gönderdiğin her ihsandan, yaydığın her iyilikten yahut dağıttığın her rızıktan, affettiğin günahlardan veya kapattığın hatalardan nasibimi arttırmanı diliyorum.

 

Ey Rabbim, Ey Rabbim, Ey Rabbim!

 

Ey Mabudum, Ey Seyyidim, Ey Mevlam ve Ey benim Sahibim!

 

Ey varlığımı elinde tutan!

 

Ey zorluk ve çaresizliğimi bilen!

 

Ey fakirlik ve yoksulluğumdan haberdar olan!

 

Ey Rabbim, Ey Rabbim, Ey Rabbim!

 

Hakkın, kudsiyetin, en yüce sıfatın ve ismin hürmetine Senden dileğim şudur: Gece ve gündüzden oluşan vakitlerimi zikrinle canlandır ve beni kendi hizmetinde tut ve amellerimi kendi indinde kabul buyur; öylesine ki, artık bütün amellerim ve zikirlerim tek zikir şekline dönüşsün ve bütün hallerim Senin hizmetinde geçsin.

 

Ey Seyyidim, Ey güvenip dayandığım ve Ey kendisine hallerimi sunduğum (Allah)!

 

Ey Rabbim, Ey Rabbim, Ey Rabbim!

 

Uzuvlarımı hizmetin için güçlendir; Sana yönelmemde kalbime güç ve sebat ver; Senden korkmada ve hizmetini sürdürmede bana öylesine bir ciddiyet ver ki, Sana kulluktaki yarış meydanlarında Sana doğru koşayım ve bu yolda mücadele verenler arasında yer alıp hızla Sana doğru geleyim ve Sana gönül verenler arasında Senin yakınlığına meyil edeyim ve ihlaslılar gibi Sana yakınlaşayım ve Senden yakin ehlinin korktuğu gibi korkayım ve indinde müminlerle bir araya geleyim.

 

Allah'ım! Bana kötülük yapmak isteyeni cezalandır; bana tuzak kuran kimseye tuzak kur ve beni, yanında en iyi pay alan ve Sana göre en yakın makama sahip olan ve Sana hususi yakınlığı olan kullarından eyle. Gerçekten bunlara erişmek, ancak Senin lütuf ve kereminle olur.

 

Cömertliğin hakkına bana cömert davran ve yüceliğin hakkına teveccüh eyle bana.

 

Rahmetin hakkına koru beni ve dilimi zikrine alıştır ve kalbimi, kendi muhabbetine bağlı kıl ve dualarımı iyi bir şekilde kabul etmekle beni minnettar eyle; yanılgılarımdan geç ve hatalarımı affet; muhakkak ki Sen, kullarının Sana ibadet etmelerine hükmettin; Sana dua etmelerini emredip, kabul etmeyi taahhüt ettin; o halde Ey Rabbim! Yüzümü Sana çevirdim ve ellerimi Sana açtım; izzetin hakkına duamı kabul eyle ve arzularıma ulaştır; fazlın ve kereminden ümidimi kesme; beni insan ve cinlerden oluşan düşmanlarımdan koru. Ey çabuk razı olan! Duadan başka bir şeye sahip değilim, affet beni; muhakkak ki Sen her istediğini yaparsın.

 

Ey ismi deva, zikri şifa ve itaati zenginlik olan! Sermayesi ümit ve silahı ağlamak olan bana merhamet eyle.

 

Ey nimetleri tamamlayıp yayan, ey zorlukları def eden! Ey karanlıklarda dehşete kapılanların nuru! Ey öğretilmeden bilen! Muhammed ve Ehli Beyt’ine salavat gönder ve bana da Sana yakışan şekilde muamele et.

 

Allah'ın rahmeti, Peygamber’ine ve O'nun soyundan gelen mübarek İmamlara olsun. Ve Allah'ın sonsuz selamı onların üzerine olsun.

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

3

 

 

Bu ayın ilk günü çok mübarek bir gündür.Bugünün birkaç ameli vardır:

 

 

1-Bugünde oruç tutmak seksen ayın sevabını taşır.

 

 

2-Hz.Fatıma (s.a)'nın namazını kılmak.Şeyh Tusi diyor ki:

 

 

''Bu namazın dört rek'at olduğu rivayet edilmiştir.

 

 

Hz.Ali (a.s)'ın namazı gibi iki selamla kılınır.

 

 

Her rek'atta bir defa Fatiha ve elli defa İhlas Suresi okunur.

 

 

Selamdan sonra da

 

 

Hz.Fatıma (s.a)'nın tesbih zikri yapılır ve peşinden şu dua okunur:

 

 

 

 

" سبحان ذی العزّ الشامِخِ المُنیف، سبحانَ ذِی الجَلالِ الباذِخِ العظیم، سبحانَ

 

 

ذی

 

 

 

المُلکِ الفاخِرِ القدیم، سُبحانَ مَن یری اَثَرَ النَملَةِ فی الصَّفا ، سُبحانَ مَن یری وَقعَ

 

 

 

الطَّیرِ فی الهَواءِ، سُبحانَ مَن هُوَ هکَذا وَلا هکذا غیره."

 

 

 

''Münezzehtir yüce izzet ve büyük makam sahibi (Allah),münezzehtir ulu ve

 

 

 

yüce celal sahibi,münezzehtir ezeli ve iftihar kaynağı saltanat

 

 

 

sahibi,münezzehtir kayanın üzerinde karıncanın ayak izini gören,

 

 

 

münezzehtir kuşun gökte kanat çırpmasını gören;

 

 

 

münezzehtir böyle olan ve O'ndan başka

 

 

 

böyle olan yoktur.''

 

 

3-Öğleden yarım saat önce iki rek'at namaz kılmak; 

 

 

 

her rek'atta bir defa Fatiha Suresi,

 

 

 

 her biri on defa olmak üzere İhlas Suresi,Ayet'el Kursi ve

 

 

 

  Kadir Suresi okunur.

 

 

4-Kim bir zalimden korkar da bugünde şu zikri söylerse,Allah Teala onu, o

 

 

 

zalimin şerrinden korur.

 

 

 

" حَسبی حَسبی حَسبی مِن سُوالی عِلمُکَ بِحالی."

 

 

 

''(Allah'ım!) Senin halimi bilmen, senden istemekten yeter,yeter, yeter bana.''

 

 

 

Ayrıca bugün Hz.Fatıma (s.a) ve Hz.Ali (a.s)'ın evlilik günüdür.

 

 

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

2

 

 

Bu ay mübarek aylardan biridir.Bu ayın ilk on günü Kuran'da,Hac Sure'sinin 28.ayetinde;''Belli günlerde Allah'ın adını ansınlar'' şeklinde zikri geçen malum günler olup çok faziletli ve bereketlidir.

 

Resulullah'tan (s.a.a) şöyle rivayet edilmiştir:

 

''Allah Teala katında hiçbir günde yapılan hayır,amel ve ibadet bu on günde yapılan amel ve ibadetlerden daha sevimli değildir.'' 

 

Bu ayın ilk on gününün amelleri şöyledir:

 

1-Bütün ömür  boyu tutulan orucun sevabına sahip olan bu ayın ilk dokuz gününde oruç tutmak.

 

2-İlk on günün her gecesinde akşamla yatsı arasında iki rek'at namaz kılmak, her rek'atta Fatiha Sure'sinden sonra bir defa İhlas Sure'sini ve daha sonra şu ayeti okumak:

 

" وَ واعَدنا مُوسی ثَلاثینَ لَیلَةً وَ اَتمَمناها بِعَشرٍ فَتَمَّ میقاتُ رَبِّهِ اَربَعینَ لَیلَةً وَ قالَ

 

مُوسی لأَخیهِ هارونَ اخلُفنی فی قَومی وَ اَصلِح وَ لا تَتَّبِع سَبیلَ المُفسدِین."

 

 

''Musa ile otuz gece (bana itaat etmesi için) sözleştik ve ona on gece daha ilave ettik; böylece Rabb'inin tayin ettiği vakit, kırk geceyi buldu.Musa, kardeşi Harun'a dedi ki:Kavmim içinde benim yerime geç, ıslah et, bozguncuların yoluna uyma.''(Araf:142)

 

Kim bu şekilde yaparsa, hacıların sevabına ortak olur.

 

3-Birinci günden Arefe (dokuzuncu) gününün ikindi vaktine kadar sabah namazından sonra ve akşam namazından önce,İmam Sadık (a.s)'dan rivayet edilen şu duayı okumak:

 

" اللهم هذه الایام التی فضلتها علی الایام...

 

(Duanın devamı için, Mefatih'ul Cinan kitabının,Zilhicce ayının amelleri bölümüne bakınız.)

 

4-Bu ayın ilk on gününde, Cebrail'in bu on günde okuması için, Allah Teala'dan Hz.İsa'ya (a.s),hediye olarak getirdiği şu beş duayı her gün okumak:

 

" اشهد ان لا اله الا الله وحده لا شریک له..."

 

(Duanın devamı için, Mefatih'ul Cinan kitabının,Zilhicce ayının amelleri bölümüne bakınız.)

 

5-Bu on günde her gün Hz.Ali'den (a.s) rivayet edilen ve çok sevabı olan şu duayı okumak; ancak günde on defa okumak daha iyidir.

 

" لا اله الا الله عدد اللیالی و الدهور...

 

(Duanın devamı için, Mefatih'ul Cinan kitabının,Zilhicce ayının amelleri bölümüne bakınız.)

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

 

 

 

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

 

 

رُوِيَ عَنْ أَنَسٍ قَالَ

 

 

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلی الله علیه و آله :

 

 

« خَلَقَ اللَّهُ مِنْ نُورِ وَجْهِ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ علیه السلام  سَبْعِينَ أَلْفَ مَلَكٍ

 

 

يَسْتَغْفِرُونَ لَهُ وَ لِمُحِبِّيهِ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ  » .

 

 

Enes bin Malik şöyle dedi:

 

 

Resulullah (s.a.a) buyuruyor ki:

 

 

''Allah'u Teala, Ali bin Ebi Talib'in yüzünün nurundan, O ve dostlarına

 

 

 kıyamet gününe kadar,

 

 

  bağışlanmalarını dilemesi için, yetmiş bin melek yaratmıştır.''

 

 

KAYNAK:

 

( بحار الأنوار الجامعة لدرر أخبار الأئمة الأطهار    ج‏23    320    باب 18

 

 

كنز جامع الفوائد و تأويل الآيات الظاهرة )

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

 

 

 

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

 

 

عن الصادق عليه‏السلام

 

 

لَمّا قـالَ لَهُ سعيدُ بنُ‏يسارٍ : أدعُو وأنـا راكِـعٌ أو ساجِدٌ ؟ : نَعَم اُدْعُ وأنتَ ساجِدٌ ،

 

 

 فإنَّ أقرَبَ ما يَكونُ العَبدُ إلى اللّه وهُو ساجِدٌ ، اُدْعُ اللّه‏َ عز و جل لِدُنياكَ

 

 

وآخِرَتِكَ .

 

 

İmam Sadık (a.s),Said b.Yesar'ın sorduğu soruya cevaben şöyle buyurdu:

 

 

''Rüküdayken  mi dua edeyim,secdedeyken mi?''

 

 

''Evet,secdedeyken dua et.Çünkü, kulun Allah'a en yakın olduğu an,

 

 secdede

 

olduğu andır.(O haldeyken) Allah Azze ve Celle'nin dergahında, dünya ve

 

ahiretin için dua da bulun.''

 

 

KAYNAK:

 

بحار الأنوار : 85 / 131 / 6


منتخب ميزان الحكمة : 264

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

 

 

 

 

 

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

 

 

صَلاةُ اللّيلِ مَرضاةٌ لِلرَّبِّ وَ حُبُّ المَلائِكَةِ وَ سُنَّةُ النبياءِ وَ نورُ المَعرفَةِ وَ اَصلُ

 

 

اليمانِ وَ راحَةُ البدنِ وَ كَراهيَةٌ لِلشَّيطانِ وَ سِلاحٌ عَلَى العداءِ وَ اِجابَةٌ لِلدُّعاءِ وَ

 

 

قَبولُ العمالِ وَ بَرَكَةٌ فِى الرِّزقِ ؛

 

 

''Gece namazı, Allah'ın rızası,meleklerin dostluğu,peygamberlerin

 

sünneti,marifet nuru,imanın kökü,bedenlerin huzuru,şeytana rahatsızlık

 

vermenin aslı,düşmanlara karşı silah,duaların  ve amellerin kabulü,rızkın

 

 bereketini kazanmaya neden olur.''(1)

 

 

حدیث  امام صادق عليه‏السلام :

 

 

صَلاةُ اللَّيْلِ تُحَسِّنُ الْوَجْهَ وَ تُحَسِّنُ الْخُلْقَ وَ تُطَيِّبُ الرِّيحَ وَ تَدُرُّ الرِّزْقَ وَ تَقْضِى

 

 

الدَّيْنَ وَ تَذْهَبُ بِالْهَمِّ وَ تَجْلُو الْبَصَرَ ؛

 

 

''Gece namazı,insanı güzel yüzlü,iyi ahlaklı,hoş kokulu yapar.Rızkın artmasına,

 

 borçların eda edilmesine,sıkıntı ve üzüntülerin gitmesine,gözlerin

 

nurlanmasına sebep olur.

 

 

KAYNAK:

 

 

1-Erşad'ul Gulub,c.1,s.191

 

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

 

 

 

 

 


لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

«أَسْرَعُ الدُّعاءِ إِجابَةً، دُعاءُ غائِبٍ لِغائِبٍ.»(1)

 

 

Kişinin başkasının gıyabında yaptığı dua, diğer dualardan daha çabuk kabul olur.

 

 

Şu savaş günlerinde (Irak'ın,İran aleyhine savaşı),tevessül ve dua

 

meclisleri

 

oluşturulmalıdır.Özellikle namazlardan sonra,halvetteyken, ihlasla

 

 

 أَمَّن يُجِيبُ(Neml Suresi:62.ayet)

 

 

 okunmalıdır.Tüm müminlerin kurtuluşu istenmelidir.

 

 

Müslümanların başına bu belaları saranlara ve fitne çıkaranlara

 

 

karşı buğz edilmelidir,onlardan kaçınılmalıdır.

 

 

 

KAYNAK:

 

 

1-Mustedrek'ul Vesail,c.5,s.242

 

Bihar'ul Envar,c.90,s.387

 

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

 

 

Ya Rabbi! Beni Enbiyaların soyu hakkı için bağışla.

 

Beni, velilerin padişahı Ali Murtaza hakkı için bağışla.

 

Allah'ım! Benim günahım dağlardan daha çok.

 

Benim günahımı,hanımların en hayırlısı Fatıma için bağışla.

 

Günah ve hatadan başka birşey yapmadım.

 

Ya Rabbi! Beni Hasan Mücteba hakkı için bağışla.

 

Ya Rabbi! Eğer cömert ve bağışlayıcıolamadıysam,

 

Beni keramet ehli olanların, kerameti hakkına bağışla.

 

Ya Rabbi! Beni sonsuz merhematinle bağışla.

 

Yani,Kibriya haremin hakkına bağışla.

 

Ya Rabbi! Günahkar,zelil ve hakirim.

 

Benim isyanımı, Celal sıfatın hakkına  bağışla.

 

Ya Rabbi! Senin Celal sıfatına yemin ederek

 

Geçmiş günahlarımı bağışla ve beni affet.

 

Ya Rabbi! Namaz ve oruç ehli hatırına  bağışla.

 

Saf nurunla,sefa ehli hakkı için bağışla.

 

Ya Rabbi!O nur cemaline yemin olsun ki

 

Beni karanlıklardan kurtar ve aydınlığa hidayet et.

 

Ya Rabbi! Katında yüzü siyah olan şu kulunu,

 

Hatem'ul Enbiya hakkı için affet.

 

Ya Rabbi! Sayısız yaptığım birçok günahım,

 

Layık olduğum azabım var.

 

Ama Sen beni bağışla.

 

 

 

KAYNAK:

 

MEFTUN HEMEDANİ

 

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْحُسَيْنِ عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَحْيَى عَنِ الْكَاهِلِيِّ قَالَ كَتَبْتُ

 

 

إِلَى أَبي الْحَسَنِ ( سلام الله علیه ) فِي دُعَاءٍ الْحَمْدُ لِلَّهِ مُنْتَهَى عِلْمِهِ

 



فَكَتَبَ إِلَيَّ لَا تَقُولَنَّ مُنْتَهَى عِلْمِهِ فَلَيْسَ لِعِلْمِهِ مُنْتَهًى وَ لَكِنْ قُلْ مُنْتَهَى رِضَاه‏.

 

 

 

الكافي ج‏1 107 باب صفات الذات ..... ص : 107

 

 

Kahili şöyle naklediyor:

 

 

''Bir mektubumda, Hz.İmam Musa b.Cafer (a.s)'dan,الحمدلله منتهی علمه  Allah'ın münteha ilmi hakkında sordum.''

 

 

Hz.İmam Musa b.Cafer (a.s) bana şöyle cevap yazdılar:

 

 

''Asla, münteha ilmi deme.Çünkü O'nun ilminin bir sonu yoktur.Bunun yerine 'son (nihayet) rızası'de.''

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM 

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

عن مولانا الامام علی سلام الله علیه – فی الحکم المنسوبة الیه - :

 

سمع رجلاَ یدعو لصاحبه ، فقال : لا أراک الله مکروهاَ .

 

فقال علیه السلام : انّما دعوت له بالموت ؛ لانّ من عاش فی الدّنیا لابدّ أن

یری المکروه .

 

( شرح نهج البلاغه : ج20 ص 289 ح 301 )

 

 

Hz.Ali (a.s) bir adamın, arkadaşına şöyle dua ettiğini duydu:

 

''İnşallah keder ve sıkıntı görmeyesin!''

 

Hz.Ali (a.s) şöyle buyurdu:

 

''Sen, gerçekte arkadaşının ölümü için dua ettin.Çünkü, dünyada yaşayan herkes, sıkıntı ve keder görmeye naçardır.''

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

Resulullah (s.a.a)'a salavat gönderilmesi gerektiği konusu herkes için açık ve tartışılmaz bir konudur.

 

 

Ahzab Süresi 56.ayette:

 

 

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا؛

 

 

 

''Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.''

 

 

 

Kuran'daki naslarla Al'i Muhammed (s.a.a)'e salavat:

 

 

1-İstirca ayeti ve sabredenlerin salavat ayeti:

 

 

 

Bakara Süresi 156.ayette:

 

 

 

الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ

 

 

 

''Onlar başlarına bir musibet geldiği zaman (sabreder): "Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döneceğiz." derler. ''

 

 

 

Bakara Süresi 157.ayette:

 

 

 

أُولَـئِكَ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَرَحْمَةٌ وَأُولَـئِكَ هُمُ الْمُهْتَدُونَ

 

 

 

''İşte onlar var ya, Rablerinden, mağfiret ve rahmet onlaradır.(Yalnız) hidayete erenler de onlardır.''

 

 

 

Bu ayetten maksat;her musibetle karşılaşıp, istirca kelimesini söyleyen,dille ikrar eden kimse, Allah'ın salavat ve rahmeti kapsamına girecek demek değildir.Allah'ın hakiki salavat ve rahmetine dahil olan kimseler,gerçek manada hidayete ermiş kimselerdir.Allah'u Teala gerçek manada hidayete ermiş kimseleri şeffaf bir şekilde,başka ayetlerde tanıtmıştır.Eğer bu konu hakkında Kur'andan ipucu alırsak;gerçek hidayete erenlerin Tathir ve Meveddet ayetlerinde tanıtıldıklarını görürüz.İşte Peygamber Efendimiz (s.a.a) ile birlikte salavat gönderilmesi gereken kimseler onlardır.

 

 

 

İsra Süresi 97.ayet:

 

 

 

وَمَن يَهْدِ اللّهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِ

 

 

 

Allah kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. (gerçek)

 

 

Hadid Süresi 26.ayette:

 

 

 

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا وَإِبْرَاهِيمَ وَجَعَلْنَا فِي ذُرِّيَّتِهِمَا النُّبُوَّةَ وَالْكِتَابَ فَمِنْهُم مُّهْتَدٍ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ فَاسِقُونَ

 

 

 

Andolsun, Biz Nuh'u ve İbrahim'i (elçi olarak) gönderdik, peygamberliği ve kitabı onların soylarında kıldık. Öyle iken, içlerinde hidayeti kabul edenler vardır, onlardan birçoğu da fasık olanlardır.

 

 

Enam Süresi 82.ayette:

 

 

 

 الَّذِينَ آمَنُواْ وَلَمْ يَلْبِسُواْ إِيمَانَهُم بِظُلْمٍ أُوْلَئِكَ لَهُمُ الأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ

 

 

İman edenler ve imanlarını zulümle karıştırmayanlar, işte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermişlerdir.

 

 

Ahzab Süresi 33.ayette:

 

 

إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا

 

 

Ey Ehl-i Beyt, gerçekten Allah, sizden kiri (günah ve çirkinliği) gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister.

 

 

Yasin Süresi 20-21 ayetler:

 

 

وَجَاء مِنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ رَجُلٌ يَسْعَى قَالَ يَا قَوْمِ اتَّبِعُوا الْمُرْسَلِينَ

اتَّبِعُوا مَن لاَّ يَسْأَلُكُمْ أَجْرًا وَهُم مُّهْتَدُونَ

 

 

Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

 

 

"Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."

 

 

Şura Süresi 23.ayette:

 

 

قُل لَّا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْراً إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى

 

 

De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum."

 

 

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

 

 

 

 

 

 

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

 

 

Mahmut Ahmedinejad,Tahran'da meydana gelebilecek deprem konusunda daha ciddi olunması gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi:

 

 

 

 

 

 

''Tahran'nın değerli alimlerinden birisi bana mesaj gönderdi ve sizlere;dikkatli olmanızı,günahlardan kaçınmanızı ve belalardan korunmak için dua etmeniz gerektiğini,söylememi istedi.''

 

 

 

Ahmedinejad sözlerine şöyle devam etti:

 

 

''Doğal afetlerden olan deprem ve depreme dayanıklı binalar yapılması konusunda ciddi olunmalıdır.''

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

           

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

Suudi Arabistan mahkemesi,Suudi Arabistan'lı Şii öğretmeni, Baki mezarlığında dua okuduğu için,üç ay hapis ve altmış kırbaç cezasına çarptırdı.

 

 

Ehlibeyt (a.s) haber ajansının vermiş olduğu  habere göre;Arabistan polisi,kırk dört yaşındaki  Şii öğretmen Muhammet Casım Elhufufi'yi Baki Mezarlığı'nda dua okuduğu gerekçesiyle çalıştığı yerde sorguya çekti.

 

 

Birinci elden alınan bilgilere göre; mahkemenin ilk kararı, Şii öğretmene on gün hapis ve altmış kırbaç cezası verdiği yönündeydi. Ama Şii öğretmen kendini savunmaya kalkınca, hapis cezası üç aya çıkartıldı.

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

Hz. Mehdi'den (a.f) nakledilen bu salavat Mekke'de Ebu'l-Hasan Zarrab-i'ye verilmiştir. Bir mazeret nedeniyle Cuma günü ikindi vaktinin amellerini yapamazsan, Allah Teala'nın bize bildirdiği bir şey nedeniyle hiç olmazsa bu salavatı okumayı terk etme.(Cuma gecesi ve gününün amellerindendir.)

 

 

اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد سَيِّدِ الْمُرْسَلينَ وَ خاتَمِ النَّبِيِّينَ وَ حُجَّةِ رَبِّ الْعالَمينَ الْمُنْتَجَبِ

 

 

 فِى الْميثاقِ الْمُصْطَفى فِى الظَّلالِ الْمُطَهَّرِ مِنْ كُلِّ افَة الْبَرىءِ مِنْ كُلِّ عَيْب الْمُؤَمَّلِ

 

 

لِلنَّجاةِ الْمُرْتَجى لِلشَّفاعَةِ الْمُفَوَّضِ اِلَيْهِ دينُ اللّهِ، اَللّهُمَّ شَرِّفْ بُنْيانَهُ وَ عَظِّمْ بُرْهانَهُ وَ

 

 

اَفْلِجْ حُجَّتَهُ وَ ارْفَعْ دَرَجَتَهُ وَ اَضِىءْ نُورَهُ وَ بَيِّضْ وَجْهَهُ وَ اَعْطِهِ الْفَضْلَ وَ الْفَضيلَةَ وَ الْمَنْزِلَةَ

 

 

 وَ الْوَسيلَةَ وَ الدَّرَجَةَ الرَّفيعَةَ وَ ابْعَثْهُ مَقامًا مَحْمُودًا يَغْبِطُهُ بِهِ الاَْوَّلُونَ وَ الاَْخِرُونَ وَ صَلِّ

 

 

عَلى اَميرِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرْسَلينَ وَ قآئِدِ الْغُرِّ الْمُحَجَّلينَ وَ سَيِّدِ الْوَصيّينَ وَ حُجَّةِ

 

 

رَبِّ الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلَى الْحَسَنِ بْنِ عَلِىّ اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرسَلينَ وَ حُجَّةِ

 

 

رَبِّ العالَمينَ، وَ صَلِّ عَلَى الْحُسَيْنِ بْنِ عَلِىّ اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرْسَلينَ وَ حُجَّةِ

 

 

رَبِّ الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلى عَلىِّ بْنِ الْحُسَيْنِ اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرسَلينَ وَ حُجَّةِ

 

 

رَبِّ الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلى مُحَمَّدِ بْنِ عَلِىّ اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرْسَلينَ وَ حُجَّةِ رَبِّ

 

 

الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلى جَعْفَرِ بْنِ مُحَمَّد اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرسَلينَ وَ حُجَّةِ رَبِّ

 

 

الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلى مُوسَى بْنِ جَعْفَر اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرسَلينَ وَ حُجَّةِ رَبِّ

 

 

الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلى عَلىِّ بْنِ مُوسى اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرسَلينَ وَ حُجَّةِ رَبِّ

 

 

الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلى مُحَمَّدِ بْنِ عَلِىّ اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرسَلينَ وَ حُجَّةِ رَبِّ

 

 

الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلى عَلىِّ بْنِ مُحَمَّد اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرسَلينَ وَ حُجَّةِ رَبِّ

 

 

الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلَى الْحَسَنِ بْنِ عَلِىّ اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرسَلينَ وَ حُجَّةِ رَبِّ

 

 

الْعالَمينَ، وَ صَلِّ عَلَى الْخَلَفِ الْهادِى الْمَهْدِىّ اِمامِ الْمُؤمِنينَ وَ وارِثِ الْمُرسَلينَ وَ حُجَّةِ

 

 

 رَبِّ الْعالَمينَ، اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد وَ اَهْلِبَيْتِهِ الاَْئِمَةِ الْهادينَ الْعُلمآءِ الصّادِقينَ الاَْبْرارِ

 

 

الْمُتَّقينَ دَعآئِمِ دينِكَ وَ اَرْكانِ تَوحيدِكَ وَ تَراجِمَةِ وَحْيِكَ وَ حُجَجِكَ عَلى خَلْقِكَ وَ خُلَفآئِكَ

 

 

فى اَرْضِكَ الَّذينَ اخْتَرْتَهُمْ لِنَفْسِكَ وَ اصْطَفَيْتَهُمْ عَلى عِبادِكَ وَ ارْتَضَيْتَهُمْ لِدينِكَ وَ

 

 

خَصَصْتَهُمْ بِمَعْرِفَتِكْ وَ جَلَّلْتَهُمْ بِكَرامَتِكَ وَ غَشَّيْتَهُمْ بِرَحْمَتِكَ وَ رَبَّيْتَهُمْ بِنِعْمَتِكَ وَ غَذَّيْتَهُمْ

 

 

 بِحِكْمَتِكَ وَ اَلْبَسْتَهُمْ نُورَكَ وَ رَفَعْتَهُمْ فى مَلَكُوتِكَ وَ حَفَفْتَهُمْ بِمَلائِكَتِكَ وَ شَرَّفْتَهُمْ بِنَبِيِّكَ

 

 

 صَلَواتُكَ عَلَيْهِ وَ الِهِ اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد وَ عَلَيْهِمْ صَلوةً زاكِيَةً نامِيَةً كَثيرَةً دآئِمَةً طَيِّبَةً

 

 

 لا يُحيطُ بِها اِلاّ اَنْتَ وَ لا يَسَعُها اِلاّ عِلْمُكَ وَ لا يُحْصيها اَحَدٌ غَيْرُكَ اَللّهُمَّ وَ صَلِّ عَلى

 

 

وَلِيِّكَ الْمُحْيى سُنَّتَكَ الْقآئِمِ بِاَمْرِكَ الدّاعى اِلَيْكَ الدَّليلِ عَلَيْكَ حُجَّتِكَ عَلى خَلْقِكَ وَ

 

 

خَليفَتِكَ فى اَرْضِكَ وَ شاهِدِكَ عَلى عِبادِكَ اَللّهُمَّ اَعِزَّ نَصْرَهُ وَ مُدَّ فى عُمْرِهِ وَ زَيِّنِ الاَْرْضَ

 

 

 بِطُولِ بَقآئِهِ اَللّهُمَّ اكْفِهِ بَغْىَ الْحاسِدينَ وَ اَعِذْهُ مِنْ شَرِّ الْكآئِدينَ وَ ازْجُرْ عَنْهُ اِرادَةَ

 

 

الظّالِمينَ وَ خَلِّصْهُ مِنْ اَيْدِى الْجَبّارينَ اَللّهُمَّ اَعْطِهِ فى نَفْسِهِ وَ ذُرِّيَّتِهِ وَ شيعَتِهِ وَ رَعِيَّتِهِ

 

 

وَ خآصَّتِهِ وَ عآمَّتِهِ وَ عَدُوِّهِ وَ جَميعِ اَهْلِ الدُّنْيا ما تُقِرُّ بِهِ عَيْنَهُ وَ تَسُرُّ بِهِ نَفْسَهُ وَ بَلِّغْهُ

 

 

اَفْضَلَ ما اَمَّلَهُ فِى الدُّنْيا وَ الاْخِرَةِ اِنَّكَ عَلى كُلِّ شَىْء قَديرٌ اَللّهُمَّ جَدِّدْ بِهِ مَا امْتَحى مِنَ

 

 

 دينِكَ وَ اَحْىِ بِهِ ما بُدِّلَ مِنْ كِتابِكَ وَ اَظْهِرْ بِهِ ما غُيِّرَ مِنْ حُكْمِكَ حَتّى يَعُودَ دينُكَ بِهِ وَ

 

 

عَلى يَدَيْهِ غَضًّا جَديدًا خالِصًا مُخْلَصًا لا شَكَّ فيهِ وَ لا شُبْهَةَ مَعَهُ وَ لا باطِلَ عِنْدَهُ وَ لا

 

 

بِدْعَةَ لَدَيْهِ اَللّهُمَّ نَوِّرْ بِنُورِهِ كُلَّ ظُلْمَة وَ هُدَّ بِرُكْنِهِ كُلَّ بِدْعَة وَ اهْدِمْ بِعِزِّهِ كُلَّ ضَلالَة وَ

 

 

اقْصِمْ بِهِ كُلَّ جَبّار وَ اَخْمِدْ بِسَيْفِهِ كُلَّ نار وَ اَهْلِكْ بِعَدْلِهِ جَورَ كُلِّ جآئِر وَ اَجْرِ حُكْمَهُ عَلى

 

 

 كُلِّ حُكْم وَ اَذِلَّ بِسُلْطانِهِ كُلَّ سُلْطان اَللّهُمَّ اَذِلَّ كُلَّ مَنْ ناواهُ وَ اَهْلِكْ كُلَّ مَنْ عاداهُ وَ

 

 

امْكُرْ بِمَنْ كادَهُ وَ اسْتَأصِلْ مَنْ جَحَدَهُ حَقَّهُ وَ اسْتَهانَ بِاَمْرِهِ وَ سَعى فى اِطفآءِ نُورِهِ وَ

 

 

اَرادَ اِخْمادَ ذِكْرِهِ اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى مُحَمَّد الْمُصْطَفى وَ عَلِىّ الْمُرْتَضى وَ فاطِمَةَ الزَّهْرآءِ وَ

 

 

الْحَسَنِ الرِّضا وَ الْحُسَيْنِ الْمُصَفّى وَ جَميعِ الاَْوصِيآءِ مَصابيحِ الدُّجى وَ اَعْلامِ الْهُدى وَ

 

 

مَنارِ التُّقى وَ الْعُرْوَةِ الْوُثْقى وَ الْحَبْلِ الْمَتينَ وَ الصِّراطِ الْمُسْتَقيمِ وَ صَلِّ عَلى وَلِيّكَ وَ

 

 

وُلاةِ عَهْدِكَ وَ الاَْئِمَّةِ مِنْ وُلْدِهِ وَ مُدَّ فى اَعْمارِهِمْ وَ زِدْ فى اجالِهِمْ وَ بَلِّغْهُمْ اَقْصى

 

 

امالِهِمْ دينًا وَ دُنْيا وَ اخِرَةً إنَّكَ عَلى كُلِّ شَىْء قَديرٌ.

 

 

 

ANLAMI:

 

 

"Allah'ım! Resullerin efendisi, peygamberlerin sonuncusu, Alemlerin Rabbinin hücceti, sözleşme günü Allah'ın seçtiği, lütfü sayesinde be-ğendiği, bütün afetlerden tertemiz, bütün kusurlardan beri, azaptan kurtuluş için halkın güveni ve şefaat için umut edilen ve Allah'ın dini kendisine bırakılan (onun vesilesiyle tebliğ edilen) Muhammed'e sâlat eyle.

 

 



Allah'ım! Onun temelini şereflendir, delilini yücelt, hüccetini aşikâr kıl, derecesini yükselt, nurunu aydınlat, yüzünü ak et, ona üstünlük, fazilet, makam, vesile ve yüksek bir derece ver; onu geçmiş ve gelecektekilerin gıpta etmesine neden olacak beğenilmiş makama yükselt.

 

 



Peygamberlerin varisi, âlemdeki tertemiz insanların önderi, vasilerin efendisi ve âlemlerin rabbinin hücceti Emirulmüminine sâlat eyle.

 



Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Hasan b. Ali'ye sâlat eyle.

 

 


Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Hüseyin b. Ali'ye sâlat eyle.

 

 


Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Ali b. Hüseyin'e sâlat eyle.

 


Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Muhammed b. Ali'ye sâlat eyle.

 


Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Cafer b. Muhammed'e sâlat eyle.

 

 



Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Musa b. Cafer'e sâlat eyle.

 

 


Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Ali b. Musa'ya salât eyle.

 

 


Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Muhammed b. Ali'ye sâlat eyle.

 

 


Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Ali b. Muhammed'e sâlat eyle.

 

 


Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti Hasan b. Ali'ye sâlat eyle.

 

 



Müminlerin imamı, peygamberlerin varisi ve âlemlerin Rabbinin hüc-ceti İmam Hâdi'nin evladı İmam Mehdi'ye sâlat eyle.

 

 


Allah'ım! Muhammed'e ve onun hidayet imamları, sadık, iyi, mutta-ki, dininin direkleri, tevhid temelleri, vahyin müfessirleri, kullarının hüccetleri ve yeryüzündeki halifelerin olan, kendin için seçtiğin, kulların için beğendiğin, dinin için razı olduğun ve seni tam anlamıyla tanımak için mahsus kıldığın, lütfunla yücelttiğin, -engin- rahmetinle örttüğün, (özel) nimetinle terbiye ettiğin, hikmetinle beslediğin, nurunla elbise giydirdiğin, melekutuna yükselttiğin, meleklerinle çevrelerini kuşattığın ve peygamberinle -Allah'ın salatı onun ve Ehl-i Beyt'inin üzerine olsun- şereflendirdiğin, Ehl-i Beyt'ine salat eyle.

 

 



Allah'ım! Muhammed'e ve onlara, kendinden başka kimsenin kuşa-tamayacağı, senin ilminden başka kimsenin bilemeyeceği, senden başka kimsenin sayamayacağı kadar halis, artan, fazlalaşan, sürekli ve tertemiz salat eyle.

 

 


Allah'ım! Senin sünnetini (şeraitini) ihya eden, senin emrine kıyam eden, insanları sana davet eden ve sana yönlendiren, kulların üzerindeki hüccetin, yeryüzündeki halifen ve kullarına şahidin olan kendi veline salat eyle.

 

 



Allah'ım! Onun zaferini izzetli kıl, ömrünü uzat ve yeryüzünü onun orada uzun süre kalmasıyla süsle.

 

 


Allah'ım! Onu kıskançların zulmünden koru, hilekârların şerrinden kendi korumana al, zalimlerin iradelerini ondan geri çevir ve onu zorbaların ellerinden kurtar.

 

 



Allah'ım! Onun kendisine, soyuna, şiilerine (izleyicilerine), raiyesine, özel ve genel dostlarına, hatta düşmanlarına ve yeryüzündeki bütün varlıklara onun güzünü aydınlatacak, onu sevindirecek şeyi ver ve onu dünya ve ahirette en üstün arzusuna ulaştır; gerçekten senin her şeye gücün yeter.

 



Allah'ım! Dininden yok edilen şeyleri onunla yenile, Kitabından değiştirilen şeyleri onunla ihya et, dönüştürülen ve saptırılan hükümlerini onunla açığa çıkar; tâ ki, onun vesilesiyle dinin yeniden -asıl haline- dönsün ve onun eliyle kuruntulardan temizlenip halisleşsin de onda hiçbir şek ve şüphe, batıl ve bid'at kalmasın.

 

 



Allah'ım! Onun nuruyla bütün karanlıkları aydınlat, onun gücüyle bü-tün bid'atleri yerle bir et, bütün dalaletleri onun izzetiyle yok et, bütün zorbaları onun vesilesiyle kırıver, onun kılıcıyla bütün ateşleri söndür, onun adaletiyle bütün zalimlerin zulmünü yok et, onun hükmünü bütün hükümlerin üzerine hakim kıl, onun saltanatıyla bütün saltanatları zelil ve perişan et.

 

 



Allah'ım! Onunla muhalefet eden herkesi zelil et, ona düşmanlık edenleri helak et, ona hile yapanlara hileyle cezalandır, onun hakkını inkar edenleri, emrini hafife alan, nurunu söndürmek isteyen ve onun hatır ve anısını yok etmek isteyenleri yok et.

 

 



Allah'ım! Muhammed Mustafa'ya, Ali-yi Murtaza'ya, Fatımatu'z-Zehra'ya, Hasan-ı Rıza'ya (rıza makamına sahip), Hüseyin-i Musaffa'ya (seçilmiş makam sahibi), -karanlığın- aydın lambaları, hidayet nişaneleri, takva nişaneleri, sağlam kulplar, sapasağlam ipler ve sırat-ı müstakim olan bütün vasilere salat eyle.

 

 



-Ve yine- velin, ahdinin velileri ve onun evlatlarından olan imamlara salat eyle; onların ömürlerini uzat, yaşam sürelerini artır, onları en yüce dinî, dünyevî ve uhrevî arzularına ulaştır. Gerçekten senin her şeye gücün yeter."

 

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

 

" وَ الْأَرْضِ و َمَا طَحَاهَا "

 

 

''Yeryüzüne ve onu yayana and olsun.''

 

 

Zilkade ayının 25.günü Dahv'ul Arz günüdür.Dahv'ul Arz, yerin Kabe'nin altından suyun üstüne yayıldığı gündür.

 

 

Aslında bu tabir ilk aşamada çok acayip gelebilir ama en güzel şekilde şöyle açıklayabiliriz:

 

 

Yeryüzü uzun bir müddet suyun altında kaldıktan sonra, Allah'u Teala yaratıkların ve varlıkların yaşamlarını sürdürebilmeleri için, yeryüzünü suyun altından çıkarmıştır.Suyun altından ilk çıkan yer; mukaddes Kabe ve Beyt'ul Haram'dır.Bu olay,Kabe'nin ehemmiyetinin ve onun tüm alemdekilere merkez olduğunun göstergesidir.

 

 

Gerçekte, Dahv'ul Arz  Allah'ın, dünya topraklarına hayat vermeye başladığı gündür.Rivayetler de dikkate alınarak,bugüne özel oruç,gusül,ibadet ve dua nakledilmiş,ayrıca İmamlar (a.s)'ın bugüne verdiği önem de göz önüne alınarak,Allah'ın bu bereketli güne inayet ve lütfu ortaya çıkmıştır.

 

 

Bugünde Allah'ın rahmeti yayılır; bugünde ibadet ve Allah'ı zikretmek için toplanmanın çok büyük sevabı vardır.

 

 

Bir rivayette;'' Bugünde oruç tutmak yetmiş yılın orucuna bedeldir.''

 

 

''Bugünde oruç tutmak yetmiş yılın keffaretidir.''

 

 

Bugünde oruç tutan kimsenin hakkında, gökteki ve yerdeki tüm varlıklar bağışlanma dilerler.

 

 

Bugünde yapılması gereken bir diğer amel de iki rekat namazdır ve kuşluk vaktinde kılınır.Her rekatta Fatiha suresinden sonra beş defa Şems suresi okunur ve namazın selamından sonra da şu dua okunur:

 

 

لا حول ولا قوة الا بالله العلي العظيم 

 

 

 

''Güç ve kuvvet ancak ulu ve yüce Allah'adır.''

 

 

«يا مقيل العثرات اقلنى عثرتى يا مجيب الدعوات اجب دعوتى
ياسامع الاصوات اسمع صوتى وارحمنى و تجاوز عن
سيئاتى يوما عندى ياذا الجلال والاكرام»

 

 

''Ey sürçmeleri affeden! Benim sürçmemi affet.Ey duaları kabul eden! Benim duamı kabul et.Ey sesleri duyan! Benim sesimi duy; bana merhamet et, benim günah ve kötülüklerimden ve bendeki çirkinliklerden geç.Ey yücelik ve ikram sahibi.''

 

 

 

Ardından Mefatih'ul Cinan'daki dua okunur.(Zilkade ayının amelleri ve yirmibeşinci güne bakınız.)

 

 

İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor:

 

 

''Bu gecede Hz.İbrahim ve Hz.İsa dünyaya gelmiş ve yeryüzü Kabe'nin altından yayılmıştır.O halde kim bugünün gündüzünde oruç tutarsa altmış ay oruç tutmuş gibi olur.Bugünde Hz.Kaim (İmam Mehdi) kıyam edecektir.''

 

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 

 

 

 

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

 

Hz.Sadık (a.s) şöyle buyurdu:

 

''Bir gün Musa (a.s), kendi yolundan gidenlere ( takipçilerine) nasihat ediyordu.Takipçilerinden biri, o kadar çok Musa (a.s)'ın nasihatlarından etkilendi ki yerinden kalkarak, gömleğini yırtmaya başladı.''

 

Allah'u Teala Musa (a.s)'ya vahyetti ve ona şöyle demesini istedi:

 

لا تشق قميصك و لكن اشرح لى عن قلبك

 

''Gömleğini yırtmanı istemiyorum,kalbini bana aç ve başkalarının muhabbetini kalbinden çıkar.''

 

Hz.Sadık (a.s) sözlerinin sonunda şöyle söylediler:

 

''Bir gün Hz.Musa (a.s) yoldan geçerken takipçilerinden birinin secde halinde olduğunu gördü.Oradan ayrılarak, kendi işlerini bitirdi ve tekrar oraya döndü.Takipçisinin hala secdede olduğunu gördü.''

 

Secdede olan takipçisine şöyle dedi:

 

''Eğer hacetini vermek benim elimde olsaydı, mutlaka sana hacetini verirdim.''

 

Musa (a.s)'ya şöyle bir hitap geldi:

 

لو سجدينقطع عنقه ما قبلت حتى يتحوّ ل اكره الى ما احب

 

''Secde etmekten boynu da kopsa,kalbini arındırmadıkça kabul etmiyorum.Benim sevdiğimi sevecek, benim sevmediğim şeyi sevmeyecek.''

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

 


 

 

 

لینک ثابت

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

 

 

Bu hatırayı Şehit Enderzgu,merhum Seyyit Ali Ekber Ebuturabi'ye nakletmiştir:  

 

''Bir gün kaçak olarak Meşhed'den Afganistan'a gitmeye mecbur kaldık.Yolun ortasında derin ve geniş bir nehir vardı ve bizim bu nehirden haberimiz yoktu.Nehrin suyu dalgalıydı.Eşim ve çocuklarımla o sudan geçemeyeceğimizi biliyordum.Geriye dönüş de yoktu çünkü İran'ın her bir yanında beni arıyorlardı.Oracıkta İmam Zaman (a.s)'a tevessül ettim.Dedim ki:'' Ey İmam Zaman (a.s) bu çocuk ve  kadın gurbet çöllerde bu gece kalmasınlarç.Ey İmam Zaman (a.s) ben suçluysam da onların bir suçu yok.''

 

Tam o esnada atlı biri yaklaşarak; ''Burda ne yapıyorsunuz?'' diye sordu.

 

''Suyun öbür tarafına geçmek istiyoruz'' dedim.

 

Çocuğumu kucağına aldı.Ben O'nun arkasına,eşimde benim arkamda ata bindi.O, atla suya girdi.At suda yüzüyordu, yürümüyordu.Suyun öbür tarafına bizi geçirdikten sonra gitti.

 

Ben şükür secdesi yaptım ama kendi kendime O'na daha çok teşekkür etmeliyim diye düşündüm.Secdeden alnımı kaldırdım.Ama etrafta kimsecikler yoktu ve gitmişti.O sırada, elbiselerimizi çıkaralım da kurusun diye düşündüm.Bir de ne göreyim elbiselerime bir damla bile su değmemiş,ıslanmamış.Sonra eşimin elbise,ayakkabı ve çarşafına baktım onunki de kupkuru.İki defa  şükür secdesi yaptım.O an çok değişik bir duygu her tarafımı kapladı.

 

KAYNAK:

 

Ayetullah Talagani Caddesi,Şehitler Müzesi,Tahran

 

 

ALLAHUMME SALLİ ALA MUHAMMED VE ALİ MUHAMMED VE ACCİL FERECEHUM

لینک ثابت

تمامی حقوق مادی و معنوی " DUA " برای " EHLİBEYT AŞIĞI " محفوظ می باشد!
طـرّاح قـالـب: شــیــعــه تـم